sessizlik hep bu vakti kollar
sensizlik gözlerime oturur
bir çeşme ağıt akıtır su yerine
yüzüme dağların serinliği vurur
sensizlik bir bıçak gibi saplanınca
ağzım kurur,dilim tutulur
bir akrep gibidir sessizlik
zehirli iğnesini batırıp durur
yıldızlara derim ki,uyku vaktiniz geldi
sarhoş kusmuklarıyla kirlenen şehre
acınarak bakarım uzaklardan
yollar kilitlenmiş suskunluğa
bütün köprülerin ateşi düşük
her zaman gece vardiyasında çalışır
sabahı iple çekerim
kokunu uzaklardan alınca
yoluna güller dökerim
bıldırcın ışıltılı dualarımı
senin için uçururum,seni beklerim
e! derim ezele ve ebede takılırım
e! derim edep ve edebiyata
dünyanın yeniden yaratıldığını hissederim
sen konuşunca
sonuna kadar seni dinlerim
kendi kendime konuşurum
sen yanımdan ayrılınca