zihin felsefesi

entry10 galeri
    8.
  1. Bir bedenimiz ve bir zihnimiz (ingilizcede “mind”) olduğundan söz ederiz. Şu
    tuhaf soruyu sorarak başlayalım: Bir insana kendi zihni mi yoksa kendi bedeni mi daha
    yakındır? Kör, sağır ve üstelik felçli bir insan düşününüz. Bedeninden fazla haberdar
    olamasa da, zihninde geçen düşünme, canı sıkılma ya da canı bir şey isteme, başı dönme
    gibi olayların farkındadır. Yani zihninin içinde geçenlerden haberdardır. Zihnimizle
    olan bağımız bir anlamda daha sıkıdır; zaten bedenimizle olan bağımızı, hatta bir
    bedenimiz olduğu bilgisini bile zihnimiz sayesinde ediniriz.
    Peki, başka insanların zihinlerinden mi yoksa bedenlerinden mi daha fazla
    haberdarız? Ben şu anda etrafımdaki insanların bedenlerini görmekteyim—tabii
    elbiselerinin izin verdiği ölçüde!—ama zihinlerinden geçenler hakkında en ufak bir
    bilgim yok. Kim bilir neler geçiyor her birinin zihninden şu anda. Her biri kim bilir
    neler algılıyor, neler hatırlıyor, neler düşünüyor, neler hissediyor. Belki bazılarının biraz
    başı ağrıyor, bazıları üşüme hissediyor, bazılarının burnu kaşınıyor, bazıları susamış,
    bazılarının benim hakkımda değişik değişik düşünceleri var. Ama bütün bunlar
    hakkında ben hiçbir bilgi sahibi değilim. Etrafımdaki insanlar da tabii benim bedenimi
    görmekle birlikte—elbiselerimin izin verdiği ölçüde!—zihnimde olup bitenleri bilemez.
    Kim bilir benim zihnimde neler var şu anda? insanların bedenlerini (iç organlarını da
    “beden”e dahil edebiliriz) gözlemek ilkece kolay ama onların zihinlerini gözlemek son
    derece zor, belki de imkânsız gibi görünüyor.
    Aslına bakarsanız, kendi bedeninizi gözlediğiniz yollarla ve metodlarla kendi
    zihninizi gözlemeniz de pek mümkün görünmüyor. Aynaya bakın.2
    Aynada bedeninizi
    görebilirsiniz. Uygun bir aynalar sistemi ile bedeninizin arkasını, hatta biraz
    teknolojinin de yardımıyla iç organlarınızı ve kendi beyninizi bile görebilirsiniz. Ama
    teknolojinin sağlayacağı, aynalar ve mikroskoptan oluşan böyle bir aygıtla beyninize ne
    kadar dikkatli bakarsanız bakın zihninizi, zihninizde olup biteni görebilir misiniz? Yani
    şunun gibi şeyleri görebilir misiniz: düşüncelerinizi, başağrınızı, susamışlığınızı,
    dünyanın yuvarlak olduğuna inancınızı, falanca kişiye öfkenizi, filanca kişiye
    hayranlığınızı, o andaki koku ve ses algılamalarınızı, sol ayağınızda duymakta olduğunuz karıncalanmayı, geleceğe ilişkin planlarınızı, çocukluk arkadaşınızın adını
    hatırlamanızı, beklentilerinizi, …? Zihnimizin içinde olup biten böyle olaylara veya
    durumlara zihin halleri (ingilizcede “mental states”) diyoruz.
    Bahsettiğimiz türden bir aynalar-artı-mikroskop aygıtıyla beyninize bakarken
    şunu farketmeniz çok muhtemel: bazı zihin hallerini ne zaman yaşasanız beyninizde
    belli birtakım beyin olayları oluştuğunu gözlersiniz. O zihin halleri ne zaman zihninizde
    belirse, beyninizde de o nörofizyolojik olaylar ortaya çıkar. Yani zihin hallerinizle
    beyninizdeki bazı nörofizyolojik olaylar arasında çok yüksek bir korelasyon olduğunu
    farkedebilirsiniz. Ama hâlâ, aynalar ve mikroskoplardan oluşan aygıtla kafatasınızın
    içine bakarken bizzat zihninizin hallerini gözlüyorsunuz demek zor.

    Yani aynada kendi zihin hallerinizi göremezsiniz; sadece beyin dokunuzu ve
    beyninizde geçen birtakım nörokimyasal olayları görebilirsiniz. Dolayısıyla, aynada
    kendinizle ilgili görebildikleriniz başka insanlara (ve onların beyinlerine) bakarken
    görebildiklerinizden farklı değildir. Ama kendi zihin hallerinizi yine de bir anlamda
    “görebiliyorsunuz”, bilebiliyorsunuz, onlardan haberdarsınız—ve bunun için ne ayna
    gerekiyor ne başka bir şey. Sadece baygın ya da rüyasız uykuda olmamak gerekiyor
    kendi zihninizi gözlemleyebilmeniz ve zihninizde ne olup bittiğinin farkında
    olabilmeniz için.

    kaynak : http://kaygi.home.uludag....issues/1912/2012-19-3.pdf
    0 ...