Bir bedenimiz ve bir zihnimiz (ingilizcede mind) olduğundan söz ederiz. Şu
tuhaf soruyu sorarak başlayalım: Bir insana kendi zihni mi yoksa kendi bedeni mi daha
yakındır? Kör, sağır ve üstelik felçli bir insan düşününüz. Bedeninden fazla haberdar
olamasa da, zihninde geçen düşünme, canı sıkılma ya da canı bir şey isteme, başı dönme
gibi olayların farkındadır. Yani zihninin içinde geçenlerden haberdardır. Zihnimizle
olan bağımız bir anlamda daha sıkıdır; zaten bedenimizle olan bağımızı, hatta bir
bedenimiz olduğu bilgisini bile zihnimiz sayesinde ediniriz.
Peki, başka insanların zihinlerinden mi yoksa bedenlerinden mi daha fazla
haberdarız? Ben şu anda etrafımdaki insanların bedenlerini görmekteyimtabii
elbiselerinin izin verdiği ölçüde!ama zihinlerinden geçenler hakkında en ufak bir
bilgim yok. Kim bilir neler geçiyor her birinin zihninden şu anda. Her biri kim bilir
neler algılıyor, neler hatırlıyor, neler düşünüyor, neler hissediyor. Belki bazılarının biraz
başı ağrıyor, bazıları üşüme hissediyor, bazılarının burnu kaşınıyor, bazıları susamış,
bazılarının benim hakkımda değişik değişik düşünceleri var. Ama bütün bunlar
hakkında ben hiçbir bilgi sahibi değilim. Etrafımdaki insanlar da tabii benim bedenimi
görmekle birlikteelbiselerimin izin verdiği ölçüde!zihnimde olup bitenleri bilemez.
Kim bilir benim zihnimde neler var şu anda? insanların bedenlerini (iç organlarını da
bedene dahil edebiliriz) gözlemek ilkece kolay ama onların zihinlerini gözlemek son
derece zor, belki de imkânsız gibi görünüyor.
Aslına bakarsanız, kendi bedeninizi gözlediğiniz yollarla ve metodlarla kendi
zihninizi gözlemeniz de pek mümkün görünmüyor. Aynaya bakın.2
Aynada bedeninizi
görebilirsiniz. Uygun bir aynalar sistemi ile bedeninizin arkasını, hatta biraz
teknolojinin de yardımıyla iç organlarınızı ve kendi beyninizi bile görebilirsiniz. Ama
teknolojinin sağlayacağı, aynalar ve mikroskoptan oluşan böyle bir aygıtla beyninize ne
kadar dikkatli bakarsanız bakın zihninizi, zihninizde olup biteni görebilir misiniz? Yani
şunun gibi şeyleri görebilir misiniz: düşüncelerinizi, başağrınızı, susamışlığınızı,
dünyanın yuvarlak olduğuna inancınızı, falanca kişiye öfkenizi, filanca kişiye
hayranlığınızı, o andaki koku ve ses algılamalarınızı, sol ayağınızda duymakta olduğunuz karıncalanmayı, geleceğe ilişkin planlarınızı, çocukluk arkadaşınızın adını
hatırlamanızı, beklentilerinizi, ? Zihnimizin içinde olup biten böyle olaylara veya
durumlara zihin halleri (ingilizcede mental states) diyoruz.
Bahsettiğimiz türden bir aynalar-artı-mikroskop aygıtıyla beyninize bakarken
şunu farketmeniz çok muhtemel: bazı zihin hallerini ne zaman yaşasanız beyninizde
belli birtakım beyin olayları oluştuğunu gözlersiniz. O zihin halleri ne zaman zihninizde
belirse, beyninizde de o nörofizyolojik olaylar ortaya çıkar. Yani zihin hallerinizle
beyninizdeki bazı nörofizyolojik olaylar arasında çok yüksek bir korelasyon olduğunu
farkedebilirsiniz. Ama hâlâ, aynalar ve mikroskoplardan oluşan aygıtla kafatasınızın
içine bakarken bizzat zihninizin hallerini gözlüyorsunuz demek zor.
Yani aynada kendi zihin hallerinizi göremezsiniz; sadece beyin dokunuzu ve
beyninizde geçen birtakım nörokimyasal olayları görebilirsiniz. Dolayısıyla, aynada
kendinizle ilgili görebildikleriniz başka insanlara (ve onların beyinlerine) bakarken
görebildiklerinizden farklı değildir. Ama kendi zihin hallerinizi yine de bir anlamda
görebiliyorsunuz, bilebiliyorsunuz, onlardan haberdarsınızve bunun için ne ayna
gerekiyor ne başka bir şey. Sadece baygın ya da rüyasız uykuda olmamak gerekiyor
kendi zihninizi gözlemleyebilmeniz ve zihninizde ne olup bittiğinin farkında
olabilmeniz için.