madem herkes açık açık konuşuyor, konuşabiliyor; "zaten topu topu 7 nota var, kaç beste yapılabilir ki" deyip de hiç bir manası olmayan şarkılarla bezediği kasetleri milyonlarca satan bir adamı dinlemektense ruhumun tüm zerreleriyle beni ürperten bir sözü, "vallahi biz apoyu özledik" sözünü söyleyen ahmet kayayı dinlerim. hiç anlamamışımdır, 1. şahsın siyasi fikirleri, hayat felsefesi falan pek konuşulmaz, tartışılmaz. anlamıyorum bunu, çünkü bahsettiğim 1. şahsın ne siyasete ne de insanlığa katkı yapabilecek en ufak bir fikrinin olduğunu düşünmüyorum. eğer buradan, şarkıcıların, türkücülerin düşünceleri değil; ortaya koydukları eserler önemli ve değerlidir şeklinde bir sonuç çıkıyorsa eyvallah. o zaman aynı kuralı ahmet kayaya da uygulayalım. insanlar da her seferinde cümleye "politik fikirlerini beğenmem ama..." şeklinde başlama işkencesinden kurtulsunlar. yok eğer öyle olmaz, bu adamların düşünceleri de önemlidir, topluma yön verme sorumlulukları vardır falan diyecekseniz, ona da kabul. ama o zaman da bahsettiğim birinci şahıstan bahsederken de benzer şekilde cümleye başlamadan evvel "fikir fukarasının biri olduğunu biliyorum ama" şeklinde başlanması gerekmez mi?
ahmet kaya hakkında entri girip de ahmet kaya hakkında iki kelam etmeden gitmek olmaz. çocukluğum ülkücü bir çevrenin içerisinde geçti. akrabalarımın çoğu ülkü ocaklarında ağırlığı olan, sokakta tur atarken hilal şeklinde bıyık bırakmış adamlarla kafa tokuştura tokuştura ilerleyen insanlardı. o zamanlar mp3 playerlar falan yok tabi, bir tek kaset denilen bir icad vardı. ve benim akrabalarımın arabalarının torpido gözünde her zaman üzerindeki yazıları kazınmış, kime ait olduğu belli olmasın diye kaset kapağı çıkarılmış, siyah bir poşete sarılarak torpidonun en dip köşesine zula edilmiş bir kaç kaset bulunurdu. işte o kasetlerde hep ahmet kayanın türküleri olurdu.