şiir

entry943 galeri ses1
    393.
  1. Kuklacı

    ı

    her aşk bir mecnun büyütmez
    ve her insan kendini sever sadece
    zamanı yontan mevsimler
    yıllanmış hüzünler bırakırken kalbime
    aynalarda arama annemdeki yüzümü
    sığınıp tanrı'ya adını andıktan sonra
    bir azize sattım onu taşrada
    sürgün ayaklarım hallaç başımla
    kırdım aşka dair öğrendiğim ne varsa
    kalender bir eda ile kırdım kuklacı
    kanımla suladığım gülün dalını

    yorgun şehrayinlerden artakalan hüzün
    mühürlü gözlerden süzülen damla
    inatla söylüyorum işte tüm insanlara
    bir kez olsun açmadı şakağımda gül
    ant içtim yalan yere tevili yoktur
    yalan tüm kahinler yalancı remil
    ansızın çıkagelen sevgili yoktur

    kayboldu bir bir bindiğim tahta atlar
    ihtiyar çocuklar yaşardı bu şehirde kuklacı
    onlar da binip gitti kaybolan atlarıma
    yıkık kaşlı esmer alınlarının kırışığını
    hangi duvara serip açarlar şimdi kim bilir
    bu şehirde gözleri bulutsu düşleri yeşil
    uğrunda ölünesi sevgililer yaşardı eskiden
    onlar da sırroldular ömrüme ziyan
    yaralı bir hançerdir şimdi kalbimde hicran

    ölüler şehrindeyim kuklacı
    kollarım örümcek gözlerim yosun
    gül yağmuru bekliyorum
    mezarlık kuytusu apartmanlarda
    yoldan uzun düşten kısa bir gecenin ardından
    ince bir bulut akıyor şehre ateşten sudan
    kaçıyor bir bulut aşktan yağmurdan
    bir bulut bir çıngı sis ve hamaylı
    o ve gül yağmuru yok anlıyor musun

    içim insan mezarlığı
    en çok da ben ölmüşüm kuklacı
    adım başı mezar taşım var
    katillerim en sevdiğim insanlar

    ıı

    kuklacı oynatma parmaklarını
    bahtiyar günlerimiz uzakta kaldı
    herkes kendinden kaçıyor şimdi nasılsa
    hatırlatma bize unutamadıklarımızı
    gamlı gözlerinle ağlatıp çağırma
    kalbinde yabancı ölüler taşıyan insanları
    mevsimsiz hayatların sayrı yalnızlığına

    yola vurma beyhude parmaksız çocukları
    ki masal değil yaşadığımız kuklacı
    kim inanır küllerinden doğduğuna anka’nın
    ve kim gökyüzünde kaldığına kanatlarının
    çölün kapısındayım ne serap ne heyula
    ebabil çığlıkları duydum taş duvarlarda
    kurtuluşum yok ve ziyanken ömrüm
    isminin baş harfinde ölüme yattığım gün
    gördüm kuklacı apansız gördüm her şeyi

    bir sabun köpüğü gibi yağarken yağmur
    kaybolup gider sandım içimde bir yerlerde
    ama yok asılı kaldı hep en acıtan hâliyle
    kuklacı uğrunda ölmeye ahdetse de mehlika
    kesik bir şarap hüznü ve uzayan gölgelerle
    kanına yürürken ıslak ve deli taylar
    yıkılası kentlerde yenik düşer şeytana
    kelebeklerden masum eflatun kirpikli kızlar

    her şey gün batarken oldu
    biçti kalbimi bir kırık mısra
    ben gün batarken düştüm aşka
    ay gün batarken anladı yalnızlığını
    dağlar kimsesizliğini kadınlar…
    gün batarken sus dedi bilge. sus unutursun
    o zaman siyahtı saçlarım doğrudur sandım sustum
    kuklacı öğrendim ki yıllar sonra kendimden
    yarım kalan hiçbir şeyi unutamam ben

    ııı

    kuklacı son itirafımdır geç kayıtlara
    şark çıbanı görmüş yüzümde
    en kadim konuk olsa da hüzün
    ben kimseye ağlamadım ömrümce
    bana da ağlamasın canlar esefa
    ne var ki dünyada insan ve eşya yalnızca

    yalancıyız kuklacı mektuplar şarkılar kadar
    ay düşer gölgemize günahtır akşamlarımız
    en sevdiklerimizden alırız en çok acıyı
    kederle sınanırken en coşkun çağımızda
    utangaç katiller gibi yer ömrümüzü
    sevdalısı olduğumuz kızıl şafaklar

    kaç kez yola çıktım sevmek fikriyle
    sakıt ve meczup bir keşiş gibi
    kendimi unuttuğum o yerde
    yadigar bırakıp tüm urbalarımı
    mavinin mavisi sanıp ardınca yürüdüğüm
    şu ölü kadın var ya kuklacı gözleri karanfil
    tanırım onu çok eskilerden
    yüreği mühürlü bir annedir o şimdilerde
    ona bir kez olsun söyleyemedim gençliğinde
    gözlerinde öldüğümü kaç kere

    mahzenimde şarap ruhumda ızdıraptı
    ben uzun bir lal idim o kısa bir hayal
    çaldılar kuklacı düşlerimde büyüttüğüm
    o hüzzam sevgiliyi ki bir sır bilirdim onu
    kimselerin bilmediği ince uzun esmer bir sır
    kim çaldı kuklacı garip ve selis sırrımı kim

    kuklacı son kez vursun boynumu acemi cellat
    söz yeniden doğmayacağım yoruldum artık
    yükü kaygı olan pervaneye ne denir
    topla hatıraları askıda kalsın melal
    kahır yok. sitem yok. pişmanlık hiç.
    suya yenik düşen bir gül olacağım söz
    0 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük