oturduk ve umut ettik aynı anda ayrı ayrı
ayrı ayrı yerlerde benzer tavanlara bakarak
ne çok yineleme var ne çok pekiştirme ne çok
insan var etrafta ne çok olsun biz de niyet ettik
dilek tuttuk fal baktırdık kirli çay tabaklarında
mum yaktık geriye saydık on dokuz sekiz yedi
geçer dedik bütün hepsi geçecek zaman geçince
altı beş dört üç dedik sustuk sonra demedik iki
kıyamadık son çifte aynı anda ayrı yerlerde
-aklımdan bir melek tuttum beni koruyup kollayan
şeffaf kanatlı bir melek, kendisinin haberi yok-