knut hamsun

entry75 galeri
    47.
  1. askerliğimi yaptığım bir dönem koğuşta yatakta nöbette bazen gizli bazen de açık açık okumuştum açlık romanını.. komutan küfretmiş, fazladan nöbet kakalanmış, tezkere hesabım tutmamış, hepsi fasa fiso olmuştu benim için, varsa yoksa açlıktı dünyayı kasıp kavuran, ötesi yalandı, yalanın tillahıydı.. toprağın bol olsun hamsun dayı diyor ve göçebe adlı beni ayrı bir etkileyen romanından kısa buklelerle sözlerime burada son veriyorum, saygılar..

    --spoiler--

    *

    evet, herkesin iyi, güzel saatleri olur.. bir tutuklu, arabada darağacına götürülmektedir, oturduğu tahtanın çivisi bir yerine batarsa hafif yana çekilir, şimdi daha rahattır..

    *

    bilge, ne anlar bilge, kadından ?

    birincisi, ancak yaşlandıktan sonra bilge olmuştur, böyle olunca da kadını artık sadece anılarıyla tanır.. ikincisi, kadını hiç tanımamıştır ki ona ilişkin anıları olsun!

    bilge olmaya kabiliyetli adam, cimrice yalnız bu kabiliyetiyle uğraşır, ona bakar, onu besler, önünde taşır, götürür onu, onunla geçinir.. bilge olmak için kadına gidilmez.. kadın üzerine düşüncelerini yazan, dünyanın en bilge dört büyük adamı, bu düşünceleri kendi kafalarından bulup çıkarmışlardı.. iğdiş edilmiş öküzlere binmiş genç, ihtiyar bilgelerdi bunlar.. kadını kutsallığı, tatlılığı, vazgeçilmezliğiyle tanımadılar; hayır sadece kadın üzerine yazdılar, yalnız yazdılar.. tasavvur edin, kadınla karşılaşmadan, kadın nedir hiç görmeden!

    *

    ben bu işi daha da önemli görebilirim, çünkü buralarda dolaşacak ve düşüneceğim: örsümde koca koca demirler var dövülecek! nietzsche olsa şöyle derdi herhalde : "söylediğim son sözü beğendi insanlar; beğendiler ki başlarını salladılar!"

    benim son sözümse şu oldu: ormanlara gitmek! anlamıştım çünkü: yalan ya da saçma olacaktı benim son sözüm..

    o yüzden (bkz: nietzsche) gibi konuşmadım, yalnız kalkıp ormanlara gittim..

    **
    --spoiler--
    3 ...