dünya sahne tarihinde çatal ve bıçakla yenmeye çalışılan ve gerçekten kendi deyimiyle "arayış müziği " dediği tarzını bulmuş olan , bu arayışlar içerisinde ruhi su ve zülfü livaneli'den etkilendiğini çekinmeden söyleyen, kürt olmasına rağmen kürtçe bilmediği halde bir tane kürtçe şarkı söylemek istediği için sürgünde ölen, çok güzel şiir okuyan bir o kadar güzel de şarkı, türkü yorumlayan, her zaman sistemin yanında olan ulusalcılar ve muhafazakarlar tarafından linç edilmeye kalkılmış fakat bugünlerde her iki güruhunda aşırı sevgi seline mazhar olan, sadece ve sadece barışa özlem duyan ve kürt hareketi sempatizanı sanatçıdır.
herkese şunu söylemek isterim.
ahmet kaya kendi halinde devrimci sanatçıdır. örgütlü olmamıştır hiç bir zaman ama genel anlamda sola ve kürt hareketine sempati beslemiştir.
siyasal ya da silahlı bir eylemi olmamıştır. kendi deyimiyle " suçu saz çalmak " olmuştur ve sazıyla sözüyle dile getirmiştir sisteme ve zulme olan kinini.
bugün kürt hareketi de dahil olmak üzere herkes ahmet kaya'yı kendine mal etmek istiyor. bu konuda tek bozulmayan çizgi milliyetçilere aittir o zaman da sevmezlerdi( ama gizli gizli dinlerlerdi) , hala da sevmezler ( artık gizlemeden dinliyorlar) evet ahmet kaya'nın sempatisi vardır ama kendini kürt hareketine de mal etmemiştir. hatta zaman zaman atatürk'ten övgüyle bahsedip, cumhuriyeti övücü cümleler de kurmuştur. ama bu ahmet kaya'nın kör ulusalcı çizgide olduğunu göstermez çünkü zihni ve ufku geniş bir adamdır kendisi. var olan doğruları savunmuştur. bu doğrular kendi sistemi içinde olmasa da dile getirmekten çekinmemiştir. ve yine bir konserinde öcalan'a ithafen " vallah'i ben apo'yu özledim demiştir " ve kendisine yöneltilen eleştrilere de : " o süreçte öcalan barış minvalinde konuşmalar yapmaya başlamıştı ve ben bunu istiyordum ben silahlı değil, konuşan siyaset üreten öcalan'ı istiyordum ve bu yüzden bu söyledim " diyor . ki zaten şarkının nakaratında vallahi ben barışı özledim de diyor. benim tarafımca geçerlidir açıklaması.
aynı ahmet kaya tayyip erdoğan'ı hapishaneye uğurlarken verdiği " cumhuriyet " konserinde defalarca şunu haykırmıştır.
" inanca saygı düşünceye özgürlük " !! diye.
ancak o gün mapusa gönderilen lider bugün sadece kendi inancına saygı gösteriyor , " öteki " lerin ise ne inancına ne de düşüncesine saygı gösteriyor. bu da ahmet kaya'ı siyasi malzeme olmaktan öteye algılayamamış olmasından kaynaklanıyor.
dönemin solcu geçinip bugünün ulusalcısı kesilen, milliyetçiliği mhp'lilere bile kaptırmayan " cehape zihniyeti " ise " o gece " ye kadar ahmet kaya'yı her anlamda seviyorlardı ki ahmet kaya o bela siteğini dile getirip, efsunlu sözcük olan " kürtçe " yi kullandıktan sonra artık ulusalcı cenah için hiç bir şey eskisi gibi değildi. oysa ne güzel bol ışıklı ve kadehli bir gecede, o elit ortamda, bunca ünlü simanın arasında ne gerek vardı böyle kürtçeli cümleler falan kurmaya.
ahmet kaya her şeyden önce sınıfsal bilinci olan bir adamdı yoksul bir aileden çıkmış işportacılıktan fabrika işçiliğine kadar çeşitli işlerde çalışmıştır. kendisine yöneltilen yoksul edebiyatı yapma eleştirisine de çok zekice ve yerinde bir cevap vermiştir ayrıca :
--spoiler--
Benim hiç Mercedes'im olmadı. Şimdiki arabam Mercedes'ten daha pahalı, cip olduğu için gözüne batmıyor insanların. Salaklaşmamak lazım; bunlar önemli şeyler yani. Biz insanların yoksulluğunu savunmadık. Bizler yaşamımız boyunca insanların zenginliğini savunduk. Yani ben cipe binsem, Mercedes'e binsem; bunlar önemli şeyler midir? Ben tarihin yüklediği misyonu yerine getiriyor muyum? Bu önemli. Tam 30 sene aç yaşadım bu ülkede, 30 yıl boyunca. Bütün lokantaların kenarlarına gidip, o lahmacunların nasıl çıktığına baktım. Artık ben bu saatten sonra bunu yerim ve kimse bunu engelleyemez..
--spoiler--
çekin ellerinizi " adam " ın üstünden, yaşarken rahat vermediniz , bırakın yerinde rahat uyusun bari. ahmet kaya hiç bir zümrenin adamı değildir, olmadı da siz de onu alıp bir kalıba koymaya çalışmayın.
son olarak :
ne diyarbekir anladı beni ne de sen, oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen...