leonardio'nun çılgın attığı filmdir. çok güzel kurgusu var. itiraf etmeliyim ki bu entry'yi belki yıllar önce girmem gerekiyordur. çünkü bu filmi izlediğimi sanıyordum. izlediğimi sandığım için de film izleyeceğim zamanlarda önüme çıktığında bunu izledim deyip geçiyordum. bu akşam ne izlesem diye düşünürken gözüme ilişti shutter island. ben bunu izlemiştim ne de olsa başka bir şey bakayım dedim. o an aklıma takıldı acaba neydi filmin konusu? izlediğim filmler pek aklımda kalmaz bu yüzden zorlamaya çalıştım. olmadı yoksa izlemedim mi diye düşünmeye başladım. sanırım izlememiştim. bu yüzden izlemeye karar verdim. izleyecektim, şayet daha önce izlediysem çift dikiş olacaktı ve bu benim için problem değildi.
filmi açtığımda başının hiç tanıdık gelmediğini anladım. ama daha önce film izlerken takriben 20-25. dakikasında hssktr bu filmi daha önce izlemiştim dediğim için devam ettim. sonra iyice odaklandım filme çünkü tahminim doğruydu daha önce izlememiştim.
--spoiler--
film çok akıcıydı. bazı filmler vardır güzel gider ama ona rağmen arada sıkıldığınız anlar olur. bu onlardan biri değildi. en azından benim için. hep akıcı ilerliyordu.
film bittiğinde olayları idrak edememiştim. sonra birtakım şeyleri düşündüm. burada yazılanları da okumadım değil.
film bittiğinde bir an durdum ne oldu nasıl bitti ilk başta anlam veremedim. sanki eksik kalmış da devam edecekmiş gibi geldi. çünkü halen teddy'nin hasta olmadığını, soruşturma için oraya geldiğini düşünmeye çalışıyordum. nedeni de hep o mağaradaki kadın yüzündendi. bir düşündüm halisünasyondur diye ardından da eğer o sahne halisünasyon ise filmdeki her sahne gayet tabi halisünasyon olabilir diye düşündüm. kendime göre haklıydım da... tamam kadın orada ekmek su yok nasıl yaşıyor diyebilirsiniz ama kendisi açıkladı başka yerlerde de gizlendiğini söyledi. bence gayet mantıklı kılıyor bu tezi. ayrıca kadının söylediği şeyler de mantıklı. şunu bir düşünün teddy seni gelip alacağım dedikten sonra buradan ayrılamazsın feribot onların kontrolünde diyor. teddy bir arkadaşım var dediğinde kadın "senin arkadaşın yok" diyor. oysa o sahneye kadar hatta filmin sonlarına kadar chuck'ın doktor olduğu bilinmiyordu. bu da teddy'nin halisünasyonda böyle bir bilgiye sahip olamayacağı fikrini getiriyor. hem o kadın halisünasyon ise o fareler de halisünas. yok buradan bir şey çıkmaz geçelim. *
belli yönetmen kadını aklımızı karıştırmak için mağaraya koydu. yoksa filmin sonunu tahmin edebilmemiz kolaylaşacaktı. bunu engelledi böylece.
personel teddy ve chuck adaya ilk geldiğinde huzursuz. ayrıca hastalardan birinin defterdeki kalem karalamasına tepkisi olduğunu bilmesi kafamı karıştırmıştı. nereden bilebilirdi diye düşünmüştüm. filmin sonu gelince teddy'nin aslında oradaki hastalardan biri olduğu anlaşıldığında, bunların o yüzden yaşandığı anlaşılıyor. tabi filmin sonunu görmeden bunları anlamak imkansız.
hastaların sorgusu alınırken ki kadının su içme olayından baya bir anlam çıkarılabilir. bir arkadaşımız bardak yok demiş çünkü biz olayları teddy'nin gözünden görüyoruz şeklinde açıklama yapmış. ama bu da tam olarak izah etmiyor. çünkü kadın su istedi. chuck gitti getirdi. kadın elinde bardak yokken su içer gibi yaptı sonra bardağı masaya boş bir şekilde bıraktı. tabi chuck su getirmeye giderken teddy'nin not defterine "run" yazısını yazdı. daha sonra adada keşif yaparlarken chuck kadının bir şey söyleyip söylemediğini sordu teddy de gösterdi not defterinden. demek ki böyle bir sahne cidden oldu. o yüzden bardak olayı biraz muallakta.
diğer bir husus da eğer teddy'ye gerçekten o kadar hikaye uydurup soruşturma için adaya geldiğini düşündürttülerse bence gayet hastayı iyileştirmişler. doktorunu ortağı olarak itelemişsiniz. bundan ötesi mi var?
--spoiler--
film böyle işte. izlemeyen ya da benim gibi izlediğini sanıp izlemeyen varsa benim gibi "izleyin, güzel film" diyebilirim.