zordur. konuşamazsınız. yutkunmanın doruklarını yaşadığınızı ilk defa hissedersiniz. daha babanıza göre çocuk sayılacak bir yaştayken. annenize acilde sakinleştirici verirlerken bulursunuz. babanız işte olaylardan haberi bile yoktur. elinizde patoloji sonuçlarıyla hastanenin koridoruna mıh gibi çakılırsınız. doktordan ilk duyduğunuz da koca bir hassiktir çekersiniz içinizden. en zor görevdir durumu aileye açıklamaya çalışmak. gidersiniz acile anneniz umut dolu gözlerle bakar. iyi huylu dimi? söylemezsiniz. çıkmaz ağzınızdan o iki kelime. kötü huyluymuş diyemezsiniz. evet iyi huylu dersiniz. yüz binlerce doktora gidilir. uykusuz geceler geçirilir. yoktur bu hastalığın çaresi. keşke ben olsaydım be baba hasta daha kolay olurdu. keşke koşuşturan sen olsaydın. rollerimiz değişti bu sefer. bu sana göre bir iş baba. ilk haftalar göz pınarlarınız kuruyana kadar ağlarsınız. ama moral önemli evden içeri girince maymuna dönüşürsünüz. ilkokul müsamerenizden sonra yaptığınız en iyi oyunculuğu sergilersiniz. herkes sizi ayakta alkışlar babanız hariç.