6 ay önce şu entry'yi (bkz: aykut kocaman/#19592455) yazmıştım, açıkçası birkaç sene boyunca keyifli futbol izleyebiliceğime dair umudum yoktu. alex'in arena'da bize getirdiği galibiyetten beri doğru dürüst derbi coşkusu yaşayamamış bir taraftar olarak, cumartesi sabahından pazar akşamına kadar marşlar dinledim, özetler izledim. 'kaç atıcaz lan acaba' diye düşündüm. 'yeneriz de kaç atıp yeneriz?' düşüncesini çok özlemişim, bunu fark ettim.
fenerbahçe taraftarına heyecanını, coşkusunu ve şampiyonluk arzusunu tekrar aşılayan güzel insan.
geçen senelerde 80de selçuk şahin'i oyuna alanlara inat 70de forveti dörtlüyor. belki yaptığı her zaman puan getirmiyor, belki forvet yerine orta saha soksa kazanmamız daha garanti olacak. fakat o bizi en iyi anlayan insan. bazıları gibi sevmediği futbolcuların kuyusunu kazıp medyanın önüne atanlara inat, oyuncuları kazanıyor. ondaki iyi niyeti ve kazanma iştahını gören futbolcular da coşkuyla oynuyor. bu fenerbahçeli güzel insanın süper hırsı bize ve tabi ki lige fazlasıyla yetiyor.
bütün her şeyi yanlış yaptığını varsaysak bile, şu bence herkese yeter: fenerbahçe'ye kadıköy-deplasman ayrımı yapmadan çubukluya yakışan ve fenerbahçe'nin ruhunda olan bir futbol oynatıyor. taraftarı anlıyor, senelerdir ikincilikler ve köy kupalarıyla ile avutulmaktan sinirleri bozulmuş taraftara karşı büyük bir sorumluluk aldığının farkında. ama yine de alnının akıyla çıkıyor bu sınavdan. üstelik bu takımda 1(yazıyla: bir) tane bile kendi yaptığı transfer oynamıyor olmasına rağmen.
son olarak geçmiş olsun hocam, aman dikkat et kendine. sen bize lazımsın.