nasıl bir futbol oynatmaya çalıştığını çözemediğim teknik adam. tabi böyle bir şey söylediğimiz zaman aldığımız klasik cevap şu oluyor: siz çok biliyorsunuz, adam man. city'yi çalıştırmış, interi şampiyon yapmış vs vs. yahu kardeşim, futbol sanat gibi bir şey değildir. iyi tabloyu tanımlayamayabilirsin. ya da sanat hakkında bilgin ve kültürün sığ ise yaptığın yorumlar da siklenmez. ama gel gör ki futbol bir sanat değil. iyi futbol oynandığını gördüğün zaman bunu fark edersin. ve bu adam geldi geleli, bir tek içerideki kopenhag maçında gerçekten iyi oynadık diyebilirim. onun da sebebi, kopenhagın gerçekten çok sikko bir takım olmasıdır herhalde.
elbette bu adamı pek çok şeyden dolayı suçlayamam. selçukun kötü performansından dolayı suçlamam mesela. ya da burağın kazmalığından. sneijderin ve musleranın sakatlığından dolayı da suçlamam. hatta ve hatta ceyhunu oynattığı için de suçlamam. hiç kimse de suçlamaz. ama bir şartla: takımı iyi oynatacaksın. iyi oynayan takım illa bir yerden sonra kazanır. şanssızlık yüzünden can çatlasın 10 maçta 6 ya da 8 puan kaybedersin. o zaman da kimse ceyhunun ne işi var lan bu takımda demez. misal, semih ve emre çolaklı kadroyla şampiyon olduğumuz sezon. emre o zaman da çok iyi değildi. semih ise ujfalusinin yanında oynadığı için biraz daha az göze batıyordu ki şimdi de bizim savunmadaki en kötü oyuncu olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. ama bu oyunculara ses çıkarmadık, engin için ses çıkarmadık hatta terimin kazım inadını da bir süre fazla eleştirmedik neden? çünkü takım iyi oynuyordu. iyi oynatan teknik adam kolay kolay ağır eleştiriler almaz.
şimdi gelelim manciniye. cidden bir basın toplantısında anlatsın bir zahmet, bu takımda kendisine nasıl bir misyon edinmiş? neleri değiştirmek istiyor? takımın sorunlarını nasıl tanımlıyor? bu konularda ne yapmayı planlıyor? anlatsın da biz de ona göre izleyelim maçı. çünkü şu haliyle baktığımda gördüklerim:
- takım savunma yapamıyor. evet savunmaya çekiliyoruz, geriye yaslanıyoruz ama kopenhag maçında yediğimiz golü gördünüz. kaç tane oyunumuz dururken rakip oyuncu elini kolunu sallaya sallaya gol pozisyonundaki adama pas attı. orta değil bakın, pas.
- takımın hücum organizasyonu yok. sıfır yani. geçen gün bir bank asya maçına denk geldim. onlar bile bizden daha ciddi şekilde hücum varyasyonları geliştirmişler. sıfıra iniyorlar, içerideki adama ezbere pas atıyorlar. kontraya çıkıp hızlı paslarla rakip savunmayı şaşırtıyorlar falan. bizde bunların hiçbirisi yok. yani kopenhag maçında neredeyse 90 dakika hücum yaptık ama doğru dürüst mantıklı bir pozisyon bulamadık.
- takımın orta alanda ne yapmaya çalıştığını anlayamadım. ne mücadele ediyorlar, ne pas yapıyorlar, ne hücum organizasyonu ne de başka bir şey. tam bir kaos var orta alanda. melo veya sneijder günündeyse ancak adam olabiliyor orta sahamız.
- burak ve selçuğun formları çok düşük. umut ve yekta direk ilk 11de denenebilir, sol bekimiz zaten yok o yüzden o konuda manciniye kızamıyorum. kanatlarımızın misyonu nedir? kimler oynar? onu da hiç anlayabilmiş değilim. burağı ve umutu orada oynatıyorsun eyvallah da burak orada hiç bir varlık gösteremiyor?
- takım yenik duruma düştüğünde ne yapacağını bilmiyor. başı kesik tavuk gibi dolanıyor. kopenhag maçında da böyleydi, fener maçında da aynısı. ama bu lig bunu kaldırmaz aga. terim zamanında ben bir seyirci olarak yenik duruma düştüğümüz zaman ümidi kaybetmezdim. çok kez çevirmiştik çünkü maçı. hele devre arasına giriyorsak daha da umutlu olurdum. bilirdim ki terim gerekli değişiklikleri yapar, oyuncuları motive eder ve maçın seyri değişir. ama mancini ile şu ana kadar bunu göremedik. bu şekilde çok puan kaybederiz biz. çünkü bu savunmayla ilk golü bizim yememiz hiç de zor değil. bu maçların hepsini kaybedeceksek işimiz var.
umarım bir an önce toparlar takımı, ben de bunları yazdığım için kendimden utanırım. ama biz bu filmleri çok seyrettik. hepsinin de sonunda ciddi tazminatlar ödeniyordu.
edit: şaşkınlıklar içersindeyim şu an. bu kadar uzun bir entrim okunmuş da beğenilmiş falan. göz yaşlarımı tutamıyorum lan resmen.