devlet bahçeli

entry8841 galeri ses5
    2723.
  1. --spoiler--

    hali hazırda ülkemizin değişik yörelerine 200 bini çadır kentte, 300 bini farklı şekillerde olmak üzere 500 bini aşan Suriyeli mülteci yerleşmiştir.
    ve bu sayı gittikçe artış göstermekte, gittikçe de kabarmaktadır.
    elbette muhtaç olanların, yardım isteyenlerin imdadına yetişmek milletimizin asil niteliklerindendir.
    ali cenap milletimiz gerekirse ekmeğini bölüşmekten, sofrasını paylaşmaktan hiçbir zaman kaçınmamış ve kaçınmayacaktır.
    zorda kalanların elinden tutmak bizim inançlarımızın gereğidir.
    ancak kontrol altına alınamayan, önüne geçilemeyen, makul sınırı çoktan aşan mülteci yığılması sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel açmaz ve sorunlara da sebebiyet vermektedir.
    inkâr edilemez bir gerçektir ki, suriyeli sığınmacılar sınır il, ilçe ve kasabalarımız başta olmak üzere, milletimize ilave külfetlere yol açmaktadır.
    bu çerçevede suç ve suçlu sayısı artış göstermekte, asayişsizlik vakalarında gözle görülür bir yükselme görülmektedir.
    başbakan ve hükümeti, muhaliflere ve mültecilere millet kesesinden bol bol harcama yapmaktadır.
    başbakan Erdoğan, geçtiğimiz günlerde, bugüne kadar yapılan harcamaların iki milyar doları bulduğunu açıklamıştır.
    türkiye’nin ekonomik şartlarını dikkate aldığımızda, bütçe imkânlarını masaya koyduğumuzda, bu tutar bize göre çok fazladır.
    milletimizin alın teri, insanımızın el emeği Başbakan ve hükümeti tarafından çarçur ve heba edilmektedir.
    başbakan erdoğan taahhüt edilen yardımları alamamış, tutulmayan sözlerin altında kalmış ve milletimizin sırtına yeni ve büyük bir fatura yüklemiştir.
    hükümetin düşünmesi ve menfaatine uygun hareket etmesi gereken öncelikle aziz türk milletidir.
    milyonlarca yoksulumuz ve işsizimiz varken, yardımlarla güç bela, kıt kanaat geçinenlerimiz bulunuyorken, devlet hazinesini küresel kanlı planların emrine havale etmek, önüne gelen ulufe gibi dağıtmak bir defa akılsızlık ve düşüncesizliktir.

    nedense başbakan’ın, türkmen kardeşlerimizin arkası arkasına canı alınırken, türkmen kentleri yağmalanıp, yıkılıp peş peşe bombalanırken taraf olmak hiç hatırına gelmemiştir.
    nedense başbakan, söz konusu türkiye ve türk milleti olunca tarafsız kalmayı benimsemiş, bunu da alışkanlık edinmiştir.
    türkiye’yi iki ölüm kutbundan birisine mecbur bırakan, iç sosyal ve siyasi dengemizi hiç hesaba katmadan terör gruplarının ardı sıra giden başbakan büyük bir hatanın içindedir.
    şunu da biliyoruz ki, başbakan erdoğan her zaman tarafını belli etmiş, bitaraf kalmamıştır.
    türk milletini 36 etnik parçaya ayırmaya teşebbüs ederken bölücülerin tarafındadır.
    imralı canisiyle pazarlık yaparken pkk’nın yolundadır.
    kuzey afrika ve ortadoğu’da bop’un hizasındadır.
    trablus’ta nato’nun, roma’da katolik kilisesi’nin, madrid’de medeniyetler ittifakı’nın yanındadır.
    mısır’da mursi’nin, ırak’ta barzani’nin, ermenistan’da sarkisyan’ın, filistin’de hamas’ın, ege’de yunanistan’ın, akdeniz’de de rumların dibindedir.
    başbakan tarihte isyancılarla kol kola, bugünlerde milli ve manevi değer inkârcılarıyla yanak yanağadır.
    türklüğü asimile etmek, sindirmek ve silmek isteyen ahlaksızlarla, ciğeri beş para etmez sevr müdavimleriyle ve kalbi katrana dönmüş parçalanma elçileriyle sırt sırtadır.
    ne üzücüdür ki, bu zihniyet yezid’i sadece şam’da görmekte, burada aramaktadır.
    oysa yezid’in hası; kıtalar gezmekte, coğrafyalar parsellemekte, bölünme senaryolarını kabullendirmeye çalışmaktadır.
    başbakan da 21. asrın zalimleriyle emel ve hedef birlikteliği yapmaktadır.
    “şam’daki yezid yerden ve gökten ölüm gönderiyor” diyen başbakan’a bu kürsüden soruyorum:
    bağdat’ta, kerkük’te, musul’da, telafer’de, kabil’de, beyrut’ta, mogadişu’da, sana’da, nairobi’de yerden ve gökten acaba yağan nedir ve bunun müsebbipleri kimlerdir?
    ırak ve afganistan’da; kadınlara, yaşlılara, gençlere, körpe yavrulara, türk ve islam’ın her tarafına namlu çevirip ölüm kusanlardan hiç mi malumatın olmadı? bunlarla hiç mi karşılaşmadın?
    devri iktidar yıllarında bir kere de olsa, eşbaşkanlık görevini aldığın çevrelere; durun, yapmayın diyerek önlerine geçmek, kendini feda etmek hiç mi aklının ucuna gelmedi?
    bunun da ötesinde, yıllarca kato’da, tendürek’te, cudi’de, hakkâri’de, şırnak’ta, diyarbakır’da, bingöl’de ve hatta ankara’da, istanbul’da ölüm yağdıranlar, insanımızı, çocuklarımızı, gencecik kızlarımızı, mehmetçiklerimizi, polislerimizi şehit edenler kimlerdir?
    başbakan erdoğan şam’daki yezid’ten önce, imralı’daki, kandil’deki yezid’lere bakmalı, bunlara kafayı takmalıdır.

    --spoiler--
    0 ...