adnan menderes

entry1175 galeri
    626.
  1. ADNAN MENDERES

    Turgut Özal Üniversitesi'ndeki, "Adnan Menderes'i Anma"programına katılan Gazeteci yazar Taha Akyol, Menderes'in arkadaşı Samet Ağaoğlu'nun anlattığı bir anekdotu salondakilerle paylaşarak, 1953'te sıcak rüzgarlı bir günde Menderes'in nasıl hüzünlendiğini şöyle anlattı: "Adnan Bey gözleri dalgın, yüzü sapsarı, elimi tuttu,titrek bir sesle; 'içim yanıyor Samet, içim yanıyor. Bu rüzgar şimdi Anadolu'yu kavuruyor.Bilirim bu yel estikçe toprak kurumakta, ekinler sararmaktadır. Duadan başka yapacak bir şey de yoktur.' dedi. Baktım Menderes'in yanaklarından sessiz yaşlar süzülüyor."

    Ankara'da başbakanlık koltuğunda bir başbakanın şahsi hiçbir derdinin olmadığını, esen sam yelinin Anadolu'daki toprağı kuruttuğu için gözyaşı döktüğüne dikkat çeken Akyol; "Şunu da söyleyeyim ki bizim tarihimizde halkın derdiyle bu kadar bütünleşen bir başbakan, o tarihe kadar daha gelmemişti." dedi.

    Yassıada yargılamaları sırasında, Adnan Menderes'in mahkeme hakimine; "Reis Bey Efendi! Sadece usule ait bir maruzatta bulunacağım. Bir insanın haklarını müdafaa edebilmesi için muayyen şartların mevcudiyeti lazımdır. Bendeniz 5 aydır tecrit edilmiş vaziyette, bir tek oda içinde ve günün 24 saatinde her saat başı değişen bir nöbetçi subayın nezareti altında, bir tek kelime bile konuşmadan yaşadım. Bu şartlarda konuşma ve aklî melekelerim sekteye uğradı..." sözlerini duygulu bir şekilde okuyan Akyol şöyle konuştu:

    "Yani tek bir odadasınız, odanın perdelerini açmak yasak, her saatte bir kapı şak şak vuruluyor, tak tak tak içeriye bir manga giriyor, manga komutanı içerideki komutandan nöbeti devir alıyor. Çok defa pencereler kapalı olduğu için Menderes, gece ile gündüzü karıştırmıştır. Bu bizim tarihimizde hiçbir başbakana yapılmamıştır..."

    Hepsinin bu kadarla sınırlı olmadığını aktaran Akyol, Celal Bayar'ın Kayseri Günlükleri'nden de notlar paylaştı. Cezaevinde on beş gün dolmasına rağmen, avukatlarla görüşmenin yapılmadığını hatırlatan Akyol, Celal Bayar'ın avukatı Gültekin Başak'ın cezaevine geldiğinde şahit olduğu tabloyu gözler önüne serdi.

    Celal Bayar'ın avukatı Gültekin Başak'ın cezaevine geldiğinde o sırada Menderes'in de kendi avukatını beklediğini anlatan Akyol; "Menderes, hücre kapısının parmaklıklı penceresinden Gültekin Başak'ın geçtiğini görüp soruyor; "Merak ediyorum, Gültekin Bey, benim avukatlarım da geldi mi?" Cevap almaya vakit kalmadı, şiddetli bir tokat darbesi Adnan Beyin yüzünde patladı. Yakasından tutulup oda içinde sürüklenirken; "Başkası ile nasıl konuşursun?" diye vurulmaya devam ediliyordu. Odasında vurma, sövme faslının devam ettiği anlaşılıyordu. Bunu yapan sarı saçlı, altın dişli, iri yarı bir teğmendi. ismini de söyledi, fakat ben o namert adamın adını hatırımda tutamadım." sözlerini okurken gözyaşlarına artık hakim olamadı.

    Bunların saymakla bitmeyeceğini kaydeden Akyol; "Ben sizlere Hasan Polatkan'ın elinde söndürülen sigaralardan bahsetmiyorum. Fatih Rüştü Zorlu'nun nasıl dövüldüğünü ve bunu annesine hissettirmemek için siyah gözlük taktığını, ama annesinin Zorlu'nun gözlüklerini çıkarttığında morarmış gözlerini nasıl gördüğünü sizlere anlatmıyorum." ifadelerini kullandı.

    Akyol, Adnan Menderes'in işte bu şanların, bu şereflerin, millete hizmet etme gibi en büyük haysiyetin içerisinden gelen ve bu zulümlerin içinde pişen bir insan olduğunu kaydetti.
    0 ...