şiddetin herkesin içinde olan bir olgu olmasından ziyade kötüye sempati duydurmayı amaçlamış bir kült film.
şiddet olgusuna bakış güzel. şiddet yanlıştır ve kişiler kendi kararlarıyla iyi insan olmalıdır. lakin benim anlamadığım durduk yere size şiddet uygulayan birine karşı göstereceğiniz af sizi iyi insan yapar mı? ya da şiddete karşılık şiddet uygulayan birinin doğası kötü müdür? bence öyle değil. biri evinize girip eşinize tecavüz ederse ve bunun intikamını almak isterseniz kötü insan olmazsınız. çünkü şiddeti başlatan taraf ve bundan zevk alan taraf siz değilsiniz. insanların ellerindeki değerli şeyleri yok eden kişilere karşı duyulan kin bir şiddet yansıması değil adalet isteğidir. bu durumda tekerlikli sandalyedeki adamı da şiddet uygulama isteği dolayısıyla alex ile bir göstermeye çalışan yönetmen bence düşünce açısından hatalı. çoğu kişinin belirttiği gibi filmin ikinci yarısında alex'e acımadım ben. kendi kararlarıyla kötülüğü seçen bir insana karşı yapılan kötülük karaktere acımayı gerektirmez. geç kalınmış bir adaletin en sonunda işlediğini gösterir. alex ile tekerlikli sandalyedeki adamı bir tutanlar başına aynı olaylar geldiğinde alex'e acır mıydı? ya da olaya şöyle bakalım. alex kendi kararıyla kötü olmayı seçmiş bir insan. peki ya tekerlikli sandalyedeki adam? durduk yere insanların evlerini basıp cinayet işlemeyi seçmiş mi? hayır. şiddet bir seçimdir ve bunu seçen sonuçlarına da katlanmalıdır. pedofililer, tecavüzcüler ve katillere sempati duymak ve duydurmak yanlıştır. onlara zevk duyularak işkence edilmeli demiyorum ama sessiz kalınması ve onlara iyi yaklaşarak sorunu çözmeye çalışmak insanlık tarihinde hiçbir zaman sonuç vermedi ve vermez. filmdeki gibi robotlaştırarak iyileştirmek de çözüm olmaz. bence net çözüm toplumun kötüyü içinden ayıklamasıdır ve bu cezalandırma ya da ıslah seçeneğiyle olmamalıdır. kötüleri kötülerle, iyi görünüp riyakar olanları riyakarlarla, iyileri de iyilerle bir arada tutan bir düzen inşa edilmeli. kötüyü iyileştirmeye çalışmak daha erken yaşlarda sonuç verir ama alex gibilerde vermez. verdiğinde de kendi kararıyla iyi olan bir insan olmaz. robot olur.
kısacası yönetmenin anlatmaya çalıştığına katılıyorum ama kötülüğün her insanın doğasında olduğuna ve kötülüğe saygı duyulması gerektiğine katılmıyorum. her özgür seçime saygı duyulmaz. kötü olmayı seçen bireylere seçimlerinde özgürler diye saygı duyulmaz. duyulmamalı.