"1994 - 96 savaşında 120.000 sivil Çeçen katledildi. Yeltsin ve Mashadov arasında imzalanan ateşkes anlaşmasından sonra başlayan ve sekiz aydır devam eden ikinci savaş ise, 20.000 sivil Çeçen'in hayatına mal oldu. Çeçenistan'ın başkenti Grozni, Rus kuvvetlerinin eline geçerken binlerce insan bütün dünyanın gözü önünde yok edildi. Bu katliamlar ve insan hakları ihlalleri devam ederken, Rusya'ya karşı yaptırım gücü en fazla olan tepki, 6 Nisan 2000 tarihinde Avrupa Konseyi'nden geldi. Rusya'nın da üyesi olduğu Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, aldığı bir tavsiye kararı ile, Bakanlar Komitesi'nden "Şayet Rusya, Avrupa Konseyi prensipleri çerçevesinde, Çeçenistan meselesini çözmek için ciddi, gelişme gösteren ve gözle görülür bir iyileşme hali ortaya koymazsa bu ülkenin üyeliğinin askıya alınması için gerekli adımların hemen atılmasını" istemişti. Konsey kararında ayrıca, Çeçenistan'ın seçilmiş otoriteleri ile Rusya'nın ateşkes anlaşması yapması ve siyasi diyaloğun bir an önce başlatılması da istenmişti. Bu süre içerisinde, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin Başkanı ingiliz Lord R. Johnston ile Çeçenistan Cumhurbaşkanı Mashadov iki kez telefon görüşmesi yapmış ve birkaç kez yazışmışlardı. Geçen iki ayda, Rusya'nın Konsey'in tavsiye kararı çerçevesinde tatmin edici bir adım atması bir yana, tam aksi istikamette bir tutum sergilediği görülmüştür.
Son olarak şunu belirtmek gerekir ki, Türkiye gibi ırk, din ve milli çıkarları açısından Kafkaslar'la yakın ilişkisi olması gereken bir ülke bile, Çeçenistan'daki dehşet verici mezalimi göz ardı eder ve attığı imzalarla Çeçenistan'ın seçilmiş liderini terörist olarak kabul ederse, Avrupa ülkelerinin, Çeçenistan sorununa salt çıkar ilişkileri açısından yaklaşmalarını da çok görmemek gerekir."
pkk ile aynı kefeye koyarken iki kere düşünülmelidir.