şu hayatta en çok korktuğum şeydir sanırım hayatımın son bulması. ama buna rağmen hayatın en acı gerçeği de bu. ölmek zorundayız. halbuki iki ayağımın sığabileceği bir toprak parçası yeter benim sonsuza kadar yaşayabilmem için. o kadar da bağlıyım bu hayata. ama olmuyormuş öyle, ölecekmişiz. dört ölüm gördüm ve her seferinde katlanarak arttı ölüm korkum. her ölenin arkasından birkaç damla gözyaşımı döktüm lutfedip. ölenin ne kadar yakınım olduğunun da bir önemi yokmuş. o toprağın altında çürürken ben burada gayet mutlu mesut yaşayabiliyorum sonuçta. ve bir gün aynı şey bana da olacak. öldükten sonraki belirsizlik değil, bu zor olan. ben öldükten sonra dünyada herhangi bir şeyin değişmeyecek olması.