Büyük umutlarla başlayan Abdullah Avcı döneminin sonuna geldik. Başarıya hasret ülkede Avcıdan beklenti büyüktü. Milli takımın dünya kupasına katılmanın garantilenmesinin yanı sıra milli takıma uzun yıllar hizmet edecek genç kadro oluşturma fikriyle yola çıkan Avcının kredisi hedeflenen yere uzak olmanın yanı sıra bunu hoş gösterecek güzel futbol sergileyememesinden tükendi.
Fatih Terimin isminin anılmasından bu yana var olan coşkuyu görmemek elde değil. O enerjisi ve karizmasıyla her taraftar grubundan insanın saygısını kazanmış durumda. Burada sormamız gereken Fatih Terimle amaçlananın ne olduğudur. Neredeyse iMKÂNSIZ olan dünya kupasına katılma mucizesini mi gerçekleştirmek yoksa sonraki turnuvayı mı kaçırmamak? Hedefin belirlenmesi ve belirtilmesi şüphesiz hem Terim hem de Federasyon için gerekli.
-Neden Fatih Terim
Terimin adı anıldığında hırsı ve başarıya olan sadakatini hatırlamamak olmaz. Takıma hâkimiyeti ve onu her an ateşlemeye hazır oluşu onun en önemli özelliği. Diğer taraftan onun bu hırsının onu tribüne yollamasını da göz ardı edemeyiz.
Olağanüstü zamanlar olağanüstü kararları ve karakterleri beraberinde getirir. Buna millet olarak aşinayız. Galatasarayın geçen seneki lig ve Avrupa performansı ve bu seneki hedefleri göz önüne alındığında Galatasaray tarafında Terimden beklenti büyük. Aynı şekilde Galatasaray gölgesinde kalmış bir milli takım da kimsenin isteyeceği bir tablo olamaz. Asgari düzeyde terimden beklenen Galatasaraydaki enerjisinin milli takımda da devam etmesidir.
Terimin görevi sürecinde Galatasaraylı futbolcular da narin bir süreçten geçiyor. Özellikle yabancılarla rekabet içindeki yerli futbolcular için ben avantaj görmekteyim. Sarf edecekleri enerji onlara kendi takımlarında olmasa da milli takımda dönecektir şüphesiz. Bunun milli takımın Galatasarayın arka bahçesi olacağı düşüncesini de akıllara getireceğini hesap etmek lazım.