pkk

entry3447 galeri
    1780.
  1. zamanla çok farklı ve derin taraflara çekilse de aslında çözülmesi çok da zor olmayan marksist-leninist kökenli bir oluşumdur. tabi son yıllarda ideolojik olarak bir takım değişikliklere gitmiştir. lakin temel sallanmamıştır.

    pkk'yı çözmek için osmanlı'nın meşrutiyet döneminde başlayan ve pkk'nın kuruluşuna kadar olan dönemdeki kürt ayaklanmalarını iyi analiz etmek gerekir.

    osmanlı'da yönetim yavaş yavaş derin devletin eline geçmeye başladığı zamanlarda saltanat ve hilafet makamları etkisizleştirilmiş, bununla beraber kürtlerin çeşitli doğal talepleri padişah tarafından karşılanmamış, aynı zamanda derin devlet tarafından reddedilmiştir. bu taleplerden kasıt bağımsız bir kürdistan değildir. zira yıllarca osmanlı'daki diğer halklarla ayrısı gayrısı olmayan müslüman bir millet, neden bir anda bağımsız bir devlet talebinde bulunsun? dediğim gibi, dini, ekonomik ve siyasi talepleri vardı. bunu açmaya çalışsam çok fazla zaman alır. bununla ilgili tarafsız bir kaynak bulursam editleyeceğim.
    kısaca kürtlerin bir takım "doğal" talepleri vardı. kürtler de bu taleplerin karşılanmasını istediler. lakin bu talepleri karşılık bulmadı, ve çeşitli ayaklanmalar çıktı.

    --spoiler--
    1. Babanzade Abdurrahman Paşa isyanı (1806-1808, Süleymaniye)
    2. Babanzade Ahmet Paşa isyanı (1812, Süleymaniye)
    3. Zaza Aşiretleri isyanı (1818-1820, Dersim)
    4. Revaduz Yezidi isyanı (1830-1833, Hakkari ve çevresi)
    5. Mir Muhammet isyanı (1832-1833, Soran)
    6. Kör Mehmet Paşa isyanı (1830-1833, Erbil, Musul, Şirvan)
    7. Garzan isyanı (1839, Diyarbakır)
    8. Bedirhan Bey isyanı (1843-1847, Hakkari ve çevresi)
    9. Yezdan izzettin Şer isyanı (1855, Bitlis)
    10. Bedirhan Osman Paşa isyanı (1877-1878, Cizre ve Midyat)
    11. Şeyh Ubeydullah isyanı (1880, Hakkari, Şemdinli)
    12. Emin Ali Bedirhan isyanı (1889, Erzincan)
    13. Bedirhani Halil ve Ali Remo isyanı (1912, Mardin)
    14. Molla Selim ve Şeyh Şehabettin isyanı (1913-1914, Bitlis)
    --spoiler--

    bu isyanlar bu talepleri karşılamayı bırakın, bölgeyi daha yoksul bir hale getirmiştir ve tamamı başarısız olmuştur. özellikle de ittihat ve terakki, darbeyle yönetimi ele geçirdikten sonra bölgede ermenilerin ve isyancı kürtlerin katledilmesine yönelik emirler vermiştir. zira ittihat ve terakki iktidara geldiği zaman, 31 mart ayaklanması ile başlayan isyanlar çok daha şiddetli bir biçimde ülkeye yayılmıştı. ittihat ve terakki hükumeti, isyancı olmayan kürtleri bölgede ermeni kıyımı yapmakla görevlendirmiştir. onlar da bu görevi yerine getirmişlerdir.

    esasında ittihat ve terakki hükumeti, bahsettiğim osmanlı derin devleti'nin iktidar olmuş halidir. kürtlere karşı tutumuyla günümüzdeki pkk'nın mimarlarından olmuştur. tabii sadece kürtlere karşı değil, ülkenin her tarafında çıkan isyanları aynı faşist ve baskıcı tutumuyla bastırmıştır. bu yüzden aynı zamanda asala'nın da mimarıdır ittihat ve terakki. hatta belki hizbullah'ın da. ama konumuz bunlar değil.

    kurtuluş savaşı başladığı sırada mustafa kemal, kürtlerin taleplerinin karşılanacağını belirtmiş, fakat öncelikli hedefin ülkenin işgalden kurtuluşu olduğunu söylemiştir. bu sırada kürtlere özerklik sözü verdiği de doğrudur. erzurum kongresinde de kürt şeyhlerinden ve aşiret ağalarından bu konuda yardım talep etmiştir. bu dönem kürt illerinde temmuz 1920'deki(yani meclis kurulduktan sonra oluyor bu) koçgiri isyanı dışında kayda değer bir ayaklanma çıkmamıştır. yani kürtler de istisnalar dışında kuvayimilliye hareketine ve kurtuluş mücadelesi'ne destek vermiştir.

    fakat ülke işgalden tamamen kurtulduktan ve cumhuriyet kurulduktan sonra kürtler, mustafa kemal hükumetinden verdiği sözleri tutmalarını istemiş ve taleplerini tekrar dile getirmiştir. mustafa kemal hükumeti ise bu taleplere karşılık vermemiştir.
    1925'te çıkan şeyh sait ayaklanması'nı atatürk, tıpkı daha öncekilerin yaptığı gibi asıp keserek bastırmıştır. böylece kürtlerin kendisine olan güvenini tamamen yitirmesini sağlamıştır. şeyh sait de kürtler arasında çok sevilen sayılan bir kanaat önderiydi. bu yüzden asılması bu isyanı bir süre sonra tekrar doğuracaktı. yani stratejik olarak da çok büyük bir hatadır bu.

    en son seyit rıza'nın dersim halkını ayağa kaldırmasıyla başlayan dersim isyanı'nın ordu tarafından bastırılması bardağı taşıran son damla olmuştur. tabii dersim isyanı'nın baş aktörünün atatürk mü yoksa inönü mü olduğu meçhul. çünkü atatürk'ün bu sırada ayakta durmakta bile zorlandığı söylenir. sağlıklı karar verememesi de normal olabilir. öyle ya da böyle bu isyan kanlı bir şekilde bastırıldı ve bölge halkını daha fazla hırslandırdı.

    daha sonra kürtler, daha fazla kan dökülmemesi adına bir müddet suskun kalmıştır. bu süre boyunca kürtler çeşitli siyasi oluşumların içlerine girmeye ve düşüncelerini anlatmaya başlamışlardır. bunların en başında da türkiye işçi partisi gelir.

    sovyetler birliği kurulduktan sonra yayılan marksist-leninist akım, tüm türkiye'yle beraber kürtleri de etkisi altına almıştır. kürtleri etkisi altına almasını sağlayan kişilerin en başında da abdullah öcalan gelir. işte bu yüzden kürt halk önderi derler ona. yani kürtler onu tıpkı şeyh sait gibi, seyit rıza gibi benimsediler ve sevdiler. yıllardır çektikleri eziyeti dindirebileceğini düşündüler onun. o dönem 80 darbesi oldu ve bu hareketi destekleyenler teker teker tutuklandı. apo da suriye'ye kaçtı ve oradaki halkla temasa geçti. burada kürt hareketi'ni bütün kürdistan'a yaydı.
    (bkz: bekaa vadisi)
    daha sonra türkiye, suriye, iran ve ırak arası pkk bağlantılarını sağlamlaştırdı. o sıralarda eta, ira, asala gibi örgütlerin de bağlantısının bulunduğu filistin halk kurtuluş cephesi ile bağlantıya geçti ve filistin direnişi için onlara yardım etti.
    daha sonra apo, lübnan'da kamplar kurulması için emir verdi. pkk militanları, askeri olarak en geniş çaplı eğitimlerini bu kamplarda almıştır. tam bilgim olmaması ile beraber, lübnan kamplarının halen faal olduğunu duymuşluğum var.

    pkk özellikle 80 darbesiyle birlikte gelişen süreçte yurt içi ve yurt dışı desteğini inanılmaz derecede arttırmıştır. cunta döneminde diyarbakır cezaevinde yapılan işkenceler, güneydoğu'da işlenen binlerce failimeçhul cinayet örgüte olan halk desteğini arttırmıştır. ülkücülerden bile destekleyenler olmuştur pkk'yı o dönemde. pkk da tam anlamıyla bir halk hareketi kimliği kazanmıştır.

    evet gençler, pkk'nın kuruluş aşamasını özetlemeye çalıştım. bu aşamada pkk'nın hiçbir devletle bağlantısı olmamıştır yani pkk bağımsız şekilde örgütlenmiştir. pkk'nın elindeki silahların sadece %2'si ABD menşeilidir. yarısından fazlası SSCB ve Rusya menşeili silahlardır. bu silahları almak için de hayvan gibi maddi yardımlar gerekmiyor.
    80 döneminde dünyanın her tarafında kürtler, bu örgüte maddi destek sağlamıştır. özellikle de almanya'daki kürtler.
    tabii fhkc'den de çok büyük oranda askeri eğitim ve silah yardımı aldılar.
    yani dünyadaki 40 milyon civarı kürdün bu örgütü ayakta tutabilmesi çok da anormal bir durum değil. bunun için uyuşturucu ticaretine falan da gerek yok.
    pkk kurulduktan sonra bir takım ideolojik değişikliklere gitmiştir. bunları da daha sonra açıklarım.
    0 ...