abdullah avcı

entry1189 galeri
    676.
  1. burada başa geldiğinde sanki futbol profesörüymüş edalarında "altyapıyı şahlandırır, ibb gibi bir takımla çalıştıktan sonra milli takımla neler yapmaz?" minvalinde entariler döşeyen iddaa müşterisi skorsever dicitürk taraftarları şimdi atarlanmaya başlamış...

    "milli takım hocası değil!" dediğimizde burda (biraz da siyasi çizgisi ve aidiyeti nedeniyle) benim gibi düşünenlere hakaret ederek bu adamı savunmaya çalışanlar nerde acaba?

    yıllık 2,5 milyon euro alıyor ve daha da vahimi göreve getirildiğinde milli takımın önünde 10 aylık bir boşluk vardı.

    bedavaya aldığı ücreti hazırlanma süreci olarak dahi haketmediğini bilmem kaçıncı kez kanıtladı. ama bu siyasi görüşün talancı geleneğinden bekleneceği üzere aldığı avantayı sonuna kadar emmeden çekip gitmeyecek. istifa bunların tabiatına ters.

    teknik taktik tartışmak gereksiz "yetersiz" bir teknik direktör. milli takımdan ayrıldıktan sonra süper lig'de dahi iş bulması zor. anca ibb, ankaraspor, rizespor gibi takımlar süper lig'de ise onlara tayinle gider.

    buraya kadar abdullah avcı'nın kabahati. yani sıçıp sıvadığı halde çekip gitmemek...

    sonrasında ise;

    emre aşık, bülent korkmaz, alpay özalan gibi "beton" defans oyuncularının olduğu jenerasyondan sonra iki karış zıplayıp hava topu alabilen, zamanlaması iyi, takipçi, pozisyon bilgisine sahip defans oyuncularımız özellikle de stoperlerimiz olmadı. "önlibero" denen türk işi garabet durumu daha da sıkıntılı hale getiriyor.

    iddialı takımlarımız dahi iki önliberoyla adeta kendi stoperlerini savunuyorlar. milli takım kadrosunaq aldığımız oyuncular defans oynamayı bilmiyor en başta. o yüzden aptalca goller yiyip öne geçtiğimiz maçlarda bile açı koparamıyoruz. hele maç berabere yada skor aleyhimize ise ileride basan rakip takımlar oyun kurmamamıza izin vermeyor hatta hataya zorlayıp farkı açıyor.

    peki hiç mi oyuncu yetişmiyor?

    aslında alt liglerde gelişmeye açık bir dolu oyuncu var ama bunlardan faydalanamıyoruz.

    ilk neden menejerler ve hem milli takımlar hem de kulüp takımları arasında dönen tuhaf işler.

    almanya 3. ligi'nde son 3 yılda 5 maç oynayabilmiş adamlar "geleceğimiz" diye pazarlanırken alt liglerden oyuncu neredeyse hiç gelmiyor. oysa alınıp, düzgün antreman programlarına tabi tutulsa çok iş yapacak genç oyuncular var ama nedense olmuyor, olamıyor...

    bir başka neden gene alt liglerle süper lig'in kopukluğu...

    tff adeta süper lig'in yayın hakları distrbitörlüğü ve milli takım yayın hakları pazarlaması dışında işi yokmuş gibi davranıyor uzun yıllardır. bu ağır kopukluk ulusoy federasyonuyla başladı ve demirören ile de devam ediyor. alt lig oyuncuları alt yaş grup milli takımlarına görece olarak şans buluyorlar ama iş ümit milli takım'a geldiğinde orada bir çin seddi çekiliyor.

    büyük takımların a2 takımlarından gelen oyunculardan ve almancılardan başkası kolay kolay bu noktadan sonrasına geçemiyor.

    diğer bir önemli sorun ise hasbelkader bir anadolu takımının keşfettiği ve parlayan genç oyuncuların erkenden istanbul takımlarına gitmeleri ve neredeyse hiç oynamadan geçen 2 - 3 - 5 sene sonrasında sönüp gitmeleri. ancak artık bu bile çok seyrek olmaya başladı yukarıda bahsettiğimiz menejer bazlı düzen artık anadolu takımlarını da ele geçirmeye başlamış durumda. 4-5 menejerin oyuncusu dışında oyuncu alan kalmadı desek yeri var.

    futbolu sadece dijitürk'e ve senede 3-5 maç seyreden müşteri seyirciye indirgemenin sonuçları bunlar. ve yüzlerce sorundan sadece bazzıları.

    bu düzende kim gelse aynı şeyleri konuşacağız...
    0 ...