emine ve hayrunisa'ya zamanında iyi ayar vermiştir:
''Ben Atatürk'ün izinde, Atatürk kadınına inanmış biriyim. Ülkesini insan haklan komisyonuna şikayet etmiş bir kadına asla hizmet vermem. Kocası cumhurbaşkanı seçileceği zaman çekti şikayetini. Emine Hanım da güzel bir kadın, ama onların zaten göğüs altında kemerli pardösü, platformlu yüksek topuklu pabuçlarıyla o kadar bir şıklıkları var. Ben onlara hitap edemem; çünkü ben örtünmeyi öğretemem, giyinmeyi öğretebilirim. islami giyinmeyi de gayet iyi bilen biriyim. Çünkü Doha'da ve Katar'da yerimiz var. Bir kere islami giyimde kadında takma kol olmaz, arka ortada dikiş olmaz, kuraldır.
islam'da kadının giyinmesi insan müdahalesinin en az olduğu şekilde olmalıdır ve hiç bir dinin sembolünü taşımamalıdır. Ee ne kadar Yahudi malı çanta, eşarp, makyaj malzemesi varsa bunların elinde. Her şeyleri Yahudi, Hıristiyan malı; bir tane Müslüman malı bulamazsınız üzerlerinde. Türkçe marka bir şey giyinmiyorlar. Niye gelip burdan giyinsinler? Onlar çok zengin!''