Senin saçlarını fırtınalar tarardı,
Dev aynalarının karşısında süslenir, yağmurlarda yıkanırdın.
Pilli bebeklerin, fiyakalı oyuncakların vardı..
Düğmesine basınca ışıkları yanardı.
Ben ayakkabılarıma kum doldurup oynardım.
Tırnaklarımın arasına topraklar dolardı.
Sen üzerini hiç kirletmezdin.
Benim dizkapaklarım hep yaraydı.
Senin saçlarını fırtınalar tarardı.
Pilli bebeklerin vardı
Bizim sokaklarımızın tapusu çocukların üzerineydi.
Anneler mübaşirlik yaparlardı akşam ezanında.
Toprak gözlerin kadar kahverengiydi,
Toprak gözlerin gibi nemlenirdi anında.
Eşitlik evlerimizden başlardı bizim.
Hiçbiri bir diğerinin üzerinde değildi.
içinde umutlar yeşeren bahçelerimiz vardı.
Şaircilik oynar,
Afilli sözler doldururduk ceplerimize.
En çok çamur yakışırdı kıyafetlerimize.
En deli yağmurlarda biz ıslanırdık.
Hangimiz bir diğerimizden daha çok gülse
onu kıskanırdık..
Hep bir beden büyük gelirdi hayallerimiz.
Yüzümüze çarpılırdı her defasında,
Ütülenirdi..
Sobamızda bekleyişler yanardı bizim.
Bacalarımızdan karbonmonoksit tüterdi
Senin özgürlüğün bir balkonun büyüklüğü kadardı.
Sadece kalem yakışırdı, ellerine..
Makyaj malzemelerin en sadık arkadaşındı,
Yüzüne boyalar sürerdin gülümsemek yerine..
Ben saksıda sevda yetiştirirdim,
Sen kafes içinde kibir.
Yıkılmaz dediğim o hayaller şimdi, yerle bir..
Sen beş numarada oturan bir masal kızıydın.
Sabıkan çok kabarıktı, gönül hırsızıydın.
Mahallenin çocukları halimize gülüştü.
Seninle bir aşk masalının sonu gibiydik.
Gökten kilolarca ayrılık düştü.
Biri bana, diğeri bana, hepsi bana.
Mutlu sonlar tedavülden kaldırıldı.
Anlasana
Pilli bebekler ve apartmanlar kahrolsun,
Seninle medeniyete bulaşmamış bir beldeye gidelim
El değmemiş, ayak basılmamış.
Gök parlak su aziz olsun.
Yıldızlara en ön sıradan bilet alalım.
Ve mutluluklar toplayalım kırlardan ikimiz.
Dudaklarıma dudaklarından başkası değmesin.
Sen benim ağırlaştırılmış müebbetimsin