çoğu solcu sanatçının yasaklı veya içeride olduğu dönemde albüm çıkarmayı kafasına koymuş, hatta bu uğurda hapse girmeyi bile göze almıştır. kasedinin yasaklanmaması ve içeride fazla kalmaması için albümdeki şarkılarına şairlerinin (nazım hikmet ran, ahmed arif, sabahattin ali) isimlerini yazamamıştır. tek şairinin ismi bulunan şarkı, "uğurla ola" adıyla bestelediği, mehmet akif ersoy'un "cenk marşı" adlı şiirinin bir bölümüdür. albümde tek şair mehmet akif ersoy görünmektedir. kaset zor imkanlarda zar zor bitirilmiştir ve artık hapse girme vakti beklenmeye başlanmıştır. (ağlama bebeğim - 1985)
şaşırtıcı biçimde beklenen hapis cezası gelmemiş, bunun karşısında 500 binlik bir satış tirajı gelmiştir. halk ahmet kaya'yı beğenmiş, sevmiştir. artık çoğu müzik markette ahmet kaya da satılmaktadır. üstelik diğer kasetlerden daha ucuza. artık uzun bir yol vardır önünde ve çıkarılacak 19 kaset daha.
bu çabalarının karşılığını magazin gazetecilerinin 1999 yılında yaptığı halk oylamasıyla "yılın sanatçısı" seçilerek almıştır. 10 şubat 1999'da maslak princess otelde düzenlenen gecede ödülünü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasının ardından "çıkarmak üzere olduğum yeni albümde kürtçe bir parçaya yer vermek istiyorum ve bunu yayımlayacak yürekli yayımcılar arıyorum" demesi üzerine; serdar ortaç ve ercan saatçi gibi türkiye'nin en vatansever (!) satançı(!)ları kendisine çatal fırlatmış, karşısında ayağa kalkıp diğer insanlara onuncu yıl marşını söyletmiştir. böylece bu bölücü(!)ye hakettiği dersi vermişlerdir. kürtçe şarkı söylemenin ülkeyi bölmeyeceğini, aksine böyle bir isteğe böyle bir karşılık vermenin bölücülük olduğunu düşünemeyen zihniyetin oluşturduğu bu ortam ertesi gün medya organlarında sıkça işlenmiştir. (serdar ortaç olayın üzerinden zaman geçtikten sonra "ahmet kaya türkiye'nin en büyük sanatçısıdır, onun gibisi bir daha gelmeyecektir" diyerek çok defa kendisinden ve eşi gülten kayadan özür dilemiştir.)
olayın üzerinden çok geçmeden hürriyet gazetesi'ne isimsiz bir dosya bırakılmış, dosyanın içinden ahmet kaya'nın 1993 yılında almanya'da bölücü terör örgütü pkk'nın konserinde sahne aldığı kayıtlar çıkmıştır. bu kayıtların üzerine açılan davada dgm tarafından kendisine 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası verilmiştir. dolayısıyla yurt dışına kaçarak paris'te hayatını vatanına hasret biçimde devam ettirmek zorunda bırakılmıştır. daha sonraları ahmet kaya'nın 1993'te yurt dışına hiç çıkmadığı, görüntülerinse fotomontaj olduğu dgm tarafından kabul edilmişse de vakit artık çok geçtir ve ahmet kaya hala bir çok kişinin gözünde bölücü bir teröristtir. sonuçta ahmet kaya 16 kasım 2000'de paris'te hayata veda etmiştir. geriyeyse bıraktığı 20 albüm ve adına diğer sanatçıların okuduğu bir albüm bir de kendi serzenişleri kalmıştır.
"edirne kapısı zordur geçilmez,
uzaktır memleket kolay gidilmez,
dağda açan çiçek şehirde büyümez;
koyma beni buralarda gözünü seveyim,
zincir vurma yüreğime bırak döneyim."
_______________________________
belki son bir şey söylemek isterdin birilerine
dert etme... ben söyledim işte senin yerine
işte gidiyorum...
karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü!
işte gidiyorum,
toprak alsın benim de bu hazin öykümü...
işte gidiyorum... gurbet yorgunu gövdemi,
çukura kim indirecek?
işte gidiyorum,
bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek?