postmodern çağın insanı içine soktuğu durumla ilgili sağda solda bir çok eleştiriye rastlamak mümkün. sözlükerde, bloglarda, gazete-dergi-romanlarda, dizilerde, filmlerde yaşadığımız devrin insanı içine soktuğu durumu iğneleyen sunumlar var. benim şuana kadar rastladıklarım içinde bu işi en derli toplu yapan iş black mirror adlı dizi oldu.
inanılmaz yaratıcı senaryoya sahip. gerek bulunduğumuz teknoloji, gerek ileri teknoloji kullanılarak insanı maymuna çeviren pek çok kavram, değer, eşya soyutlanarak veya doğrudan olduğu gibi işlenerek izleyicinin fikrine sunuluyor. bölümler birbirinden alakasız ve genellikle ucu açık bir noktada kesiliyor. bu haliyle izleyiciyi işin içine sokup düşünmeye sevk ediyor. entel dantel olmaya lüzum yok. her bölümü için oturup yüzeysel yorumlarla saatlerce dizide eleştirilen hayat hakkında konuşmak mümkün. ki bahsedilen hayat dediğim gibi, insanı, yani hepimizi maymuna çeviren hatay. ve şartları.
bir diziden çok daha fazlası aslında bu yapım. okullarda, arkadaş çevresinde işlenmesi gereken bir öğreti adeta. böyle birkaç yapım vardır, arkadaşlarıma açıp kısa bir kesit izleyip "ne düşündünüz lan söyleyin" diye arşivlediğim. bu dizi başlı başına bir arşiv. hiçbir altyapıya, önceden izlemeye gerek olmadan çat diye açıp bir saat kadar izledikten sonra gayet güzel üzerinde konuşulabilecek ve insana çok şey katacak bir şey. belgesel desek daha doğru olurdu hakkında. postmodernizmin içine saplanmakta olan, kural tanımayan, tüketim açlığıyla her elini attığını 3 günde kurutan çılgın toplumların kesinlikle izlemesi gereken bir dizi. gerici bir yaklaşım değil bu. sadece içinde bulunduğumuz tünelin nerelere varacağı hakkında tahminleri düşünmeye sevkeden bir çağrı.
neyse. lan o değilde. bu dizinin 2s2b'si gördüğüm en yaratıcı işlerden biriydi gerçekten. o kadar senaryoya doymuşuz ki, izlerken şu olur bu olur derken bi sürü fikir attık ortaya, ama her şeye rağmen ağzımızı açık bırakmayı başardı.
efsanedir. izleyin.