her ölüm birbirine benzer. eksikliktir kalanlar için. kendini dünyada bir zerre olarak görür insan. yani öyledir benzetmeler hep, biz koskoca evrende bir toz parçasıyız sadece. bir toz olsan bile eksikliktir ölüm ama kalanlar için. insan çoğu zaman kendi ölümünden korkmaz, korkulan sevdiğin birinin ölümüdür. onsuz geçecek yıllarındır.
bir toz parçasının izleridir silmesi zor olan. onun yaşadığı evi, yürüdüğü sokakları, düne kadar işgal ettiği o küçücük yeri doldurmak, onu silmek zordur hep. ne kadar küçükte olsa evrendeki o küçücük boşluk senin için hayatın en büyük boşluğu olur. bir toz parçası hayatını alt üst eder kimi zaman. sorgulamaların, geçmişine dönüşün, pişmanlıkların bir ölüm sonrası yapışır yakana.
her ölüm birbirine benzer sonraki ölümler hep ilk kayıplarını anımsatır sana. ilk ölüm anını yaşadıktan sonra alışkanlık olmaz, her kayıpta toprağın altından dirilir eskiler. her ölümde her gece sığınıp ağlayacağın ilk yer yine yatağın olur. ölümde alışkanlık onun boşluğuna alışmış olmaktır. ölüme alışılmaz, onun boşluğuna alışırsın sadece.
en iyi tanışmalar ilk merhabayla değil hep o son vedayla olur. ya da halk arasında kör ölür badem gözlü olur diye anımsanır bu gerçek. aslında olan onu ilk kez öldüğünde tanımış olmadır. dökülen her yaş onu bir vedayla tanımış olmanın pişmanlığıdır. onunla ilgili aklından geçen pişmanlıklarının ceremesidir. o son veda pişmanlıktır. söyleyemediklerinin, doya doya sarılamanın pişmanlığıdır.
her ölüm yaklaştığın sonun habercisidir. pişmanlığın bittikten sonra bu kez kendi sonuna ağlarsın. yeri hep eksik kalacaklar gittikçe yalnızlığına ağlarsın daha sonra hep.
her ölüm birbirine benzer ve hep başka bir ölümü hatırlatır, ya daha önceki ölümleri ya daha sonrakileri.