ahmet kaya

entry4385 galeri ses1
    314.
  1. türkiye'den gitmek zorunluluğu yaşayn değerli ahmet kaya'nın bir roportajı da faydalı olacağı kanısındayım:

    Çetrefil bir portre

    Bir ödül töreninde, Kürtçe şarkısına klip çekmek istediğini ve klibi yayınlayacak televizyonlar aradığını söyledi ve bütün hayatı değişti!
    Suçlamalar, davalar, kelepçeler, mahkemeler ve yurt dışına uzanan adı konmamış bir sürgün! Peki ama, Kürtçe şarkı söylemenin yasak olmadığı bir ülkede, yıllardır Türkçe şarkılar söyleyen Kürt asıllı Ahmet Kaya'nın, Kürtçe bilmediği halde, bir Kürtçe şarkıyı kasetine koymak istediğini dile getirmesi neden bu denli tepki aldı?

    Sorunun kendisi kadar cevabı da çetrefil!
    Çünkü o, 'Başım Belada' gibi bir şarkıyı, yaşamları boyunca başları belaya girmemiş ve girmeyecek olan insanların bile zihnine kazımış bir şarkıcı. Çünkü o, şarkılarını kaderi gibi takip eden, 'misyoner' şarkıcılığından dolayı bağlaması eşliğinde 'başım belada' diye haykıran, 'kabına sığmaz, hırçın mizacından dolayı ise mahkemeler eşliğinde 'başına belalar açan' bir şarkıcı. 'Belalı şarkılar' yaptığı için mi 'başı belada'dır, yoksa 'başı belalı' olduğu için mi 'başım belada' nakaratlı şarkılar yapmaktadır bilinmez;

    fakat o, biraz alkolün, biraz tutamadığı dilinin, biraz haksızlıklar karşısında kolayca isyan edişinin, çokça da son dönemde yaşadığımız demokratik daralmanın ve bütün bunların üzerine 'yangına körükle giden' biz gazetecilerin kurbanıdır!

    'Öcalan posteri önünde resim' çektirmekten 'PKK'yı övücü sözler'e, 'Arabamı o şerefsizlerin ülkesine bıraktım.' aforizmasından 'bölücülüğe' bir yığın 'provokatif suçlama'nın muhatabıdır. Medyada yer alan bu iddialardan dolayı hakkında açılmış davalar DGM'de sürerken o, yaklaşık bir yıldır sürgün yaşadığı Fransa'da, 'dilini bilmediği, kültürünü anlamadığı, sorunlarını paylaşmadığı, yemeklerini sevmediği' insanların arasında, yapayalnız kendini aramaktadır. 'Külli iradeyi' içselleştirmiş bir insan olarak yüzünden hiç eksik etmediği tebessümle derin bir teslimiyet sergilese de, içinde yaşadığı gerilimden dolayı titreyen bacaklarından yükselen isyana engel olamamaktadır. Gülümseyen başı ile belalı ayakları arasında sıkışıp kalmaktadır. Tutkulu gençlik yıllarında bile, bugünkü gibi şiddete karşı olduğunu vurgulasa da, tepkisellik ile rasyonellik arasında duruşunu keskinleştirememektedir. PKK dahil bütün terör örgütlerini kınayıp, hiçbir şekilde PKK ile irtibatı olmadığını söylese de, konserlerine gelen PKK sempatizanlarının varlığını inkar etmemektedir. Ve en çok da 'Arabamı o şerefsizlerin ülkesinde bıraktım.' iddiasına üzülmektedir.

    'Birkaç şerefsiz yüzünden arabama bile binemeden ülkeyi terk ettim.' cümlesinin nasıl ters yüz edilip kendisinin de bir parçası olduğu ülkesine ve insanlarına hakarete dönüştürüldüğünü görüp hayret etmektedir.

    Şarkılarının dile getirilmemiş haksızlıklara ve isyanlara tercüman olurken kalabalıkların dilinde marşlara dönüşerek sloganlaşmasından memnun olurken, hayatında yüksek sesle konuşmaya bile cesaret edememiş insanların isyan yüklü şarkılarını dillerine pelesenk etmelerine bozulmaktadır. Öyle ki geçmişte 'Saza Niye Gelmedin?' şarkısını okumuş olmaktan bile pişmanlık duymaktadır! 'Türkçe küfreden polislerini bile özlediği' ülkesine döneceği günlerin hayaliyle Paris'in göbeğinde ingilizce öğrenmektedir. Dilin tükendiği yerde sessizliğe gömülüp, kaderi gibi takip edeceği yeni şarkılar mırıldanmaktadır�

    Bir ödül töreninde, Kürtçe şarkınıza klip çekeceğinizi ve klibi yayınlayacak televizyonlar aradığınızı söylemeniz bütün bir hayatınızın değişmesine sebep oldu. Bu belalar başınıza nasıl açıldı?

    Benim başım hep beladaydı zaten. Son zamanlarda bunun nedenleri üzerine çok düşündüm; ben Türkiye'nin alışageldiği bir 'sanatçı' tipi çizmiyorum. Hayatın farkındayım, akıllıyım, beni içine almaya çalıştıkları normlara uymuyorum. Medya benden başka türlü malzeme çıkaramıyor; çünkü 'kim nerede-kiminle' programlarının aktörü olmuyorum. Düşünebiliyorum, ailemle ve inandığım geleneksel değerler üzerine inşa edilmiş bir yaşam sürdürüyorum, vergimi ödüyorum, namussuzluk yapmıyorum.
    Bunlar bir insanın başının hep belada olması için yeterli olmasa gerek?
    Bütün bunların ötesinde bir de bütün haksızlıkların farkında olan ve buna karşı çıkan bir yanım var. Eh, bir de sistemi eleştiren ve her daim muhalif bir adamım. Benim başım nasıl belada olmasın?
    Bana mı soruyorsunuz?
    Gülümsüyor... Yaşadığım bu son belaların başlangıç noktasını herkes biliyor artık. Cebinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliği taşıyan bir Ahmet Kaya, kırk üç yıldır Türkçe düşünen ve Türkçe şarkılar söyleyen, bütün motivasyonunu kendi ülkesinden alarak şarkılar besteleyen ve milyonlarca insana ulaşan bir Ahmet Kaya, bir ödül töreninde büyük bir suç işledi (!) ve aslında ingiliz asıllı (!) olduğunu ve ingilizce (!) bilmediği halde, o dilden bir tek şarkı söylemek istediğini açıkladı. Hikaye birazcık kurguyla böyle başlıyor. Hazır ironi yaparak kurmuşken hikayenin finalini de anlatsanız! (Gözleri nemleniyor)
    3 ...