kız lisesinden iki hatun yapmışız iki arkadaş. o zamanlar heykel'in tam karşısında city burger diye bir yer vardı. öğlenleri oraya takılırdık. delikanlıyız tabi, kanımız kaynıyor o vakitler.
bir hafta, iki hafta, bir ay derken kızın elini bile tutamadık.
her gün buluş, gez dolaş, akşam belediye otobüsüne bindir evine gönder. öpmeyi bırak elini bile tutama. olacak iş mi?
bizim kanka kendi manitasını ayıklıyor bu arada. gözümüzün önünde el ele, diz dize, yanak yanağa.
bizimkisi ise ihsaniye köyünden. hani şu şimdiki nilüfer'in en gözde muhiti olan yer.
arkadaşa açtım kendimi. dedim "hacı ne olacak bu iş?" kız bizi çok seviyor, hatta aşık. ama biz de genciz yahu, öpelim koklayalım falan, kanımız kaynıyor.
arkadaş acı gerçeği vurdu yüzüme;
"olm senin kız köylü kızı, bu işlere gelmez."
tam 5 ay çıktım kızla. 5. ay sonunda otobüse bindirirken yanaktan öpebildim sadece. ha el ele de tutuşuyorduk.
derken çınar lisesinden bir arnavut kızı ile çıkmaya başladım. o daha moderndi. her türlü işimiz görülüyordu sağolsun.
tabi bizim köylü kızından ayrıldım, araya soğukluk girdi. "allah yolunu açık etsin" dedim. kız ağladı, içim burkuldu. tokalaştık ve ayrıldık.
gel zaman git zaman aradan yıllar yıllar geçti. yıllar derken tam 20 yıl olmuş.
ayıp söylemesi fsm bulvarı civarında bir restoranda öğle yemeği yiyorum cumartesi günü. siyah kıvırcık saçlı, kömür gözlü, esmer ve güzel bir bayan geldi yanıma, "volkan?" diye seslendi kısık bir sesle.
evet tahmin ettiğiniz üzre oydu.
bizim köylü kızı.
tokalaştık, yanağımdan öptü belli belirsiz. 20 sene önce ayrılırken öpmediği yanağımı, tam 20 sene sonra öpüyordu.
oturduk birlikte, sohbet muhabbet. o da evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış, birbirimize çocukların resimlerini gösterdik. "karın çok güzelmiş" dedi bana, bense aynı şeyi kocası için söyleyemedim. eleman tam bir hödüktü zira.
sonra laf lafı kovaladı, iki saat muhabbet ettik.
zamanında öptürmüyor diye beğenmediğimiz köylü kızının babasının arazilerine müteahhitler, kooperatifler girmiş, bunlar zaten iki kız kardeşti, şimdi her birinde 40'ar tane daire varmış. hem de ihsaniye'de, hem de nilüfer'de. daha ata bulvarında en az 100 dairelik yerleri varmış.
neyse, ayrılırken yeniden tokalaştık, yine yanağımdan öptü.
son model passat'ına binerek ayrıldı restorandan.
dairelerin hesabını kitabını yapmaya biraz ara verip el salladım ardından.
vay amına koyduğum hayatı. ne garip, vapurlar falan...