Hayatları tamamen fevri ve nefsanî hareketler üzerine kurulmuş çapulcularımız kibrit gibidirler. Nasıl ki kibrit ufak bir sürtüşmede dahi hemen alevlenirse onlar da öyledirler. Çözüm, uzlaşı, tartışmak nedir bilmezler. Anlaşmazlığa dünden razıdırlar. Ve nasıl ki bir araya gelen kibritlerden biri alev aldığında diğerleri de anında tutuşursa onlar da bu şekilde birbirlerinin çabucak etkisi altında kalırlar. Bu milletin ağırbaşlı çoğunluğuysa çakmağa benzer. Küçücük bir kıvılcımdan etkilenmezler. Ancak yanıbaşlarında ateşle oynamayı inatla uzatan, o ateşin şiddetini çoğaltan olursa çok ısınan bir çakmak gibi patlarlar. Nitekim bu da, yandıktan sonra kömüre dönen kibritten çok daha büyük bir etkiye sahiptir, hayli zarar vericidir. işte ateş olsa cirmi kadar yer yakacak olanların hâlâ tehditkâr tavırlarını, şımarıklıklarını sürdürmelerinin sebebi de bu patlamayı istemeleri olabilir. Ancak buna rağmen, şu günlerde ellerindeki bayraklarla Taksim'i gök mavisine boyayacak, çapulcuları ara sokaklara kaçıracak büyük bir kalabalığa imza atan bir milliyetçi hareket tahayyül ediyorum. Doğu Türkistan'a ve Türkmenlere gök maviye boyanan bir Taksim görüntüsüyle, dünya gündemine oturacak şekilde sahip çıkan bir Türkiye tahayyül ediyorum!