aslında bir hazımsızlık örneği, son zamanların popüler inanç biçimi.
müslüman olmak kolaydır öyle mi? üşenmeyip gece gündüz ibadet eden insanlar bir yana, sen yatağına uzanmış elin sikinde "ama ben ateistim yhaa" demek mi zor olan. sorguladın mı? neyi sorguladın ki, internette gezinip ateizme inanan üç beş bilim adamı mı buldun? ateizmi savunan yazılar mı okudun? kusura bakma dostum aynen işine geldiği gibi sorguladın. burada tanrının varlığını ya da yokluğunu ispatlamaya çalışmanın mantıksızlığı gibi bir durum söz konusu. sadece insana özgü olarak inanılan somut olmayan bir varlığın ispatı. görsellerden tanrının çekilmiş fotoğrafını arama işine benzettim bunu ben . newton kanunu mu kirşof yasası mı oğlum bu? neyin ispatını arıyorsun. çakma fikirlerle, hayvana mahsus materyalist düşüncelerle mi körelteceksin manevi değerleri.
insanın iki bacaklı hayvandan tek farkının daha akıllı olması görüşü, kainatın bir patlama sonucu rastgele varlıklar ile oluşması fikri söz konusu olan. hayır şimdi bakıyorsun adamlara öyle gerizekalı amele tipler de değiller. içlerinden akıllı, okumuş bilmiş adamlar da çıkmıyor değil. ama neden kendilerine hep yanlış sorular soruyorlar önce bunu bilmek gerek. işine geldiği gibi sorgularsan yanlış sorular sorarsın kendine. kainat ve canlılar bigbang sonucu kendiliğinden meydana geldi evet doğru yanlış değil. bunu söylemeyi biliyorsun. ama neden iki gözüm kulağım simetrik, neden yamuk yumuk bişey çıkmadım ben diye soramıyorsun kendine. ekosistem neden var? her şey neden bu kadar mükemmel ya da ben neden bu kadar mükemmelim? yo tabiki de mükemmel değilsin,
kimsin ki sen? milyar yıllık kainatta kaybolup gitmiş milyarlarca canlı parçasından "bir tanesi". nedir bu kibir, kendine güven. havan kime? kimsin ki sen sana verilen küçücük beynin yüzde üçünü kullanabilen bir organizma. hangi akılla bu kadar rahat bir şekilde seni çizen ya da çizebilmiş olma olasılığını düşündüğün ressamın varlığını tek kelimeyle reddedersin? evet onu reddettiğinde onun yerine geçmiş gibi oluyor musun. dağları taşları sen yaratmış gibi de hissediyorsun belki kendini. ve akıl bunu kabullenir. ara ara boş kaldığın zamanlar şüphe edip kendine sorsan da "acaba var mıdır lan?" diye yine de aklın bunu kabulleniyor zamanla. onun var olup olmaması değil kastettiğim. kendi fikirlerini zorla kendin yaratıyorsun. "inanmak" aslında korkmak, ağlamak, acıkmak gibi doğuştan gelendir, içgüdüseldir. sen onları kendi kendine köreltmek istersin ve farkedemezsin. kandırırsın kendi kendini, yakar yok edersin. unutursun kendi kendini. bastırırsın hazmedmediğin duygularını. ruhun bile duymaz.
insanlığa en büyük hizmeti vermiş olan bilim adamları siz ateist olun diye yapmadılar bu işi. bir bilim adamı demiş ki "hislerinizi ,aşkı, sevgiyi köreltmek istiyorsanız kendinizi bilime verin" adını hatırlayamadığım bu ilim insanının kastı, bilim ile maneviyatın birbirini köreltmesi. birbirine ters düşmesi değil, birbirlerini unutturması. bilgisayar başında günlerini, haftalarını harcayan bir adamın dış dünyadan habersiz olması. bir bilgisayar oyununa bağımlı kalan bir insanın etrafında olup bitenlere kayıtsız kalması, onları zihninde yok etmesi gibi. kendini fiziki olan yani somut nesnelerin temeline adayan bir ilim insanının manevi değerlerini kaybetmesi işte tam olarak budur. işte iki bacaklı üstün zekaya sahip hayvan modeli tam olarak da bu.
ateist olmak, sadece tanrıya inanmamak değil, inancın ispatı olmadığı gibi, sevgi, mutluluk, umut, öleceğini bilerek yaşamak gibi manevi şeylerin de ispatı olmaz. tanrıya inanmamak insana özgü bu değerleri de reddetmektir bir nevi. şöyle söyleyeyim ateist olmak çok okuyup araştırmak değil bence "eli sikinde yaşamaktır" kısacası.