yoluna scott brooks ile devam ettiği sürece şampiyon olması neredeyse imkansız olan takım. takımın saha içinde yaşamış olduğu tüm problemlerin scott brooks'tan kaynaklandığını düşünüyorum. 2012-2013 sezonunu batı konferansı lideri olarak tamamlamaları yanıltıcı olabilir. güçlü takımlara karşı oynadıkları maçların çok büyük bir bölümünü kaybettiler. playoff'larda işler ciddiye binince takım içinde yaşanan problemler gün yüzüne çıkabilir. oklahoma city thunder'de yaşanan sorunları kişiler üzerinden giderek ele alacağım.
2011-2012 sezonunda scott brooks'u çok eleştirmiştim. hücumda sadece kevin durant, russell westbrook ve james harden'i kullanıyordu. serge ibaka ve thabo sefolosha gibi hücumda bazı özellikleri olan oyuncuları yeterince kullanmadığından dolayı çok kez eleştirmiştim. aynı şekilde serge ibaka ile nick collison'u hiçbir zaman birlikte oynatmıyordu. 2012-2013 sezonu başında james harden takasla takımdan yollandı ve kevin martin takıma katıldı. serge ibaka'nın geçen seneye göre rolünün arttığını söylemek lazım. nick collison'u da daha fazla kullanıyor. ama russell westbrook'un takımın lideriymiş gibi davranmasına bir türlü çözüm bulamadı ve o bu şekilde oynadıkça takıma zarar veriyor.
scott brooks'un herkesi memnun etmeye çalışması da ayrı bir konu. oklahoma city thunder'in en önemli özelliği atletizmi. peki bu takımda kendrick perkins ile derek fisher'in ne işi var? aslında kadroda yer almalarına bir lafım yok. zaman zaman ikisi de verimli şekilde kullanılabilir. ama bu oyuncular kadrosunda diye sanki kendini onları oynatmak zorunda gibi hissediyor. ikisinin de soyunma odasında takım üzerinde önemli bir etkisi var. ama sahaya adım attıklarında takımı aşağıya çekiyorlar, ritmini bozuyorlar. derek fisher kenardayken takıma çok daha fazla katkı yapıyor. tecrübesiyle genç oyunculara yardım ediyor. ama sahadayken eksi bir değer. ona verdiği süreleri reggie jackson'a verseydi çok daha farklı bir noktada olabilirdi takım. kendrick perkins'in sahada olmasının bir mantığı var, onu kabul edebilirim. ama onun sürelerini de kısıtlı tutmak lazım. takasın son gününde takıma katılan ronnie brewer'e hiç şans vermemesini de anlamak pek mümkün değil. takımın oynadığı sistemde çok verimli olabilirdi. ama konu scott brooks olunca çok da şaşırmamak gerekiyor.
takım içindeki bir diğer problem russell westbrook. kendini takımın lideri olarak görüyor. bu noktada da scott brooks'un ciddi bir hatası söz konusu. scott brooks da kevin durant de iyi karakterde olduğundan dolayı meydanı boş buldu, at koşturuyor resmen. scott brooks müdahale etmediğinden dolayı kendini takımın yıldızı gibi görüyor, ona göre hareket ediyor. kevin durant ses çıkarmadığından dolayı takımın lideriymiş gibi oynamaya çalışıyor. iyi oynaması veya kötü oynaması değil konu. bu takımın lideri kevin durant ama russell westbrook'un oynadığı oyun buna uygun değil. 2012-2013 sezonunda oynanan normal sezon maçlarında russell westbrook maç başına 18.7 şut denerken kevin durant 17.7 şut atmış. aslında bu istatistik birçok şeyi açıklıyor. bazı günlerde russell westbrook son derece iyi oynuyor. ama bahsettiğim şey günlük performans değil. genel olarak bakıldığında takım sanki russell westbrook'un takımıymış gibi görünüyor. hayatında basketbol maçı izlememiş birini televizyonun başına oturtsak ve "bu takımın lideri kim?" diye sorsak çok büyük ihtimalle vereceği cevap russell westbrook olacaktır.
kevin durant gibi olağanüstü saf bir skorere sahip olmalarına rağmen onu yeterince iyi kullanamıyorlar. aslında asıl mevzu kevin durant'in kullandığı şutlar değil. onun hücumda oynadığı rol. kevin durant sahadayken her hücumda topun kevin durant'in eline değmesi gerekiyor. saha görüşü, oyun zekası çok yüksek olduğundan dolayı direkt olarak sayı atmasa da takımın çok daha verimli hücum etmesini sağlıyor. ama russell westbrook da scott brooks da bu konuda bir adım atmıyor. normal sezonda işleri idare etseler de playoff'larda ciddi şekilde zorlanacaklar diye düşünüyorum ve şampiyonluk şanslarının çok çok düşük olduğunu düşünüyorum.