hayatımdan çıkardığımdır. yani dü$ünüyorum da bir kadına hakaret bu. kadın bile bile o kucaktan bu kucağa geliyor. ve özel olduğunu hissettirebiliyor her er ki$iye. o er ki$ilerden biri de bendim. aslında her erkeğe ayrı ayrı mavi boncuk verirken kendi benliğinden de birer parça verdiğinin farkında değil. sonra gelsin mesajlar. orda mısın? ne yapıyorsun? neden mesaj atmıyorsun?.. atmam tabi. sen yalnızlığının bile farkında değilken nedir bu özgürlüğünü ya$ıyorum ayakları. bir erkeğin penisini bile kavramak mevzuyken hepsini tek düzeye indirmek bana mide bulandırıcı geliyor. en iyisi yalnız olduğunu fısıldamak ona. ama ben yapamadım. sessizce hayatından çıktı... çünkü beni girdabını alabilirdi ve ben kendimden uzakla$abilirdim... halbuki ortak noktalarımıza güvenirdik. aslında her $eyin zamanla samimiyet ağına bulandığını ve incilerin tek tek döküldüğünü farketmek... bir bakmı$sın ba$kasını aldatırken burada kullanılan sensin. onu senle aldatıyor. ya da sevi$melerinden bahsederken bir bakmı$sın gece koynunda. bu da insanın kendi dünyasının fantezisiyle ilgili. kadın dediğin benim olmayı ya. benim. sadece benim. payla$amam ki. nasıl payla$ımcıydı oysaki bedenini. bir bardağın yere dü$üp dağılması gibi. götünü ba$ını dağıtmı$tı. o kadar uhuyla yapı$tırmaya çalı$san da dolacak bir suyun çatlatmasını engellemek için akıntıların önüne her el uzattığında aslında o kadar onun avucunun içine girdiğini farkediyorsun. o kadar sıradandı ki... bir daha yapmayacağım demesine gerek kalmadan çıksan da hayatından onun hayatı hep aynı. yokluğun onun için varlığınla denk. bir gün çirkinle$tiğini aynadan farkettiğinde ve yalnızlığını idrak etmeye ba$ladığında o kadar ürperecek ki... belki sizi arayacak... tek doğru olduğuna inandığı... filmin sonunu bilmiyorum. ya$ayayıp göreceğiz.