101 kişinin öldüğü, 75 kişinin sağ kurtulduğu, amerikan sivil havacılık tarihinin en büyük ikinci kazasıdır.
new york'tan miami'ye gitmek üzere havalanan uçağın, miami uluslararası havalimanı yakınlarında, iniş takımlarının sorunsuz açıldığını işaret eden lambasının yanmaması, sonu felaketle bitecek krizler zincirinin fitilini ateşliyor. oldukça karanlık bir havada seyretmekte olan uçakta pilotlar birkaç denemeye rağmen ısrarla ışığın yanmamasından tereddüte düşüyor ve iniş takımlarının sorunsuz açıldığından emin olamıyorlar. kaptan pilot ve yardımcısı, ilk olarak küçük ampulde bir problem olabileceğini düşünüp, söküp kontrol etmeyi deniyorlar. havalimanına oldukça yaklaşan uçak, durumu kuleye bildirip sorunu çözene kadar iniş yapamayacağını söylüyor. rotayı liman üzerinde tur atacak biçimde ayarlayıp otomatik pilota teslim ediyorlar. kaptan pilot ve yardımcısı o sırada ampulle uğraşırken, kaptan pilot arkasını dönüp, uçuş mühendisine aşağıya inip oradaki camdan iniş takımlarının açılıp açılmadığını kontrol etmesini söylüyor. iki pilot birden bu sorunla uğraşırken kule görevlisi radarda uçağın irtifasının tehlikeli derecede düşük olduğunu görüyor ve uçakla irtibata geçip bir sorun var mı ? diye soruyor. fakat uçaktan bir problem olmadığı cevabını alıyor. kule görevlisinin de fark ettiği gibi uçak aslında hızla irtifa kaybetmeye devam ediyor ve bataklık üzerinde alçaldıkça alçalıyor. pilotlar o derece karanlıkta dikkatleri başka noktadayken o kadar irtifa kaybettiklerini çok geç farkediyorlar, ve tüm çabalarına rağmen bataklığa şiddetle çarpmayı engelleyemiyorlar. kaza anında yolcuların büyük kısmı ölürken pilotlar da olay yerinde hayatını kaybediyor. o sırada bataklıkta avlanmakta olan bir adam hızla olay yerine gidip onlarca kişinin kurtulmasına yardım ediyor. uçağın bataklığa düşmesi çarpmanın şiddetini azalttığından görece daha büyük bir facia önlenmiş oluyor. bataklık bazı kişilerin boğulmasına da sebep olurken, çamurun açık yaraları tıkaması, kan kaybından ölümleri azaltıyor. fakat bataklıkta bulunan bazı zararlı mikroplar, bazı kazazedelerin gangren olmasına sebep olmuş ama birçoğu tedavi edilebilmiş.
kara kutuda yapılan incelemelerde otomatik pilotta 2000 feet'e ayarlanmış uçağın kendi kendine neden irtifa kaybettiği ve pilotların hiçbirinin bu durumu nasıl fark etmediği üzerinde duruluyor. kara kutu kayıtlarında uçağın net bir biçimde, 2 defa yüksekliğin kaybedildiği uyarısının yapıldığı duyulabiliyor, fakat pilotlar o an başka bir sorunla uğraştıklarından ve otomatik pilota çok fazla güvendiklerinden bu uyarıyı duymuyorlar. fakat hala, böyle gelişmiş bir otomatik pilot sisteminin nasıl kendi kendine yükseklik kaybettiği sorusunun cevabını bulamıyorlar. daha sonra yapılan araştırmalarda uçağın veri kayıtlarından uçağın irtifa kaybetmeye başladığı saniyeyi saptıyorlar. kokpitteki ses kayıtlarından tam o an, o saniye ne olduğunu dinliyorlar. o an kaptan pilot, uçuş mühendisine : "aşağıya in ve takımların açılıp açılmadığına bak" diyor. modern otomatik pilot sistemlerinde, otomatik pilotun devre dışında kalmasını sağlamak için kumanda kolunun ileri itilmesi yeterli olacak şekilde yapılmış. kaptanın uçuş mühendisine aşağıya inmesini söylediği an arkasını dönerken kola yavaşça çarptığını, bu sayede otomatik pilotun devre dışı kaldığını saptıyorlar.
ve en acısı, daha sonra kazaya sebep olan olayları başlatan küçük ampulun kaza sonrası kontrolünde arızalı olduğu saptanıyor. iniş takımları aslında sorunsuz çalışıyordu. uçak gayet güvenli bir biçimde inebilirdi. pilotların hepsinin birden bütün dikkatlerini bu olaya vermesi bir sürü insanın ölümüne sebep olan bir faciaya yol açtı.