kırılan çekin parçaları para sayma makinesinin estirdiği hafif meltemle havada uçuyordu. kırılmıştı bir kez kim bilir kaç iskontodan geçmişti. kim bilir kaç kaşe basmışlardı üzerine. bir daha göremeyecekti merkez bankası kasalarını. yavaş yavaş parçaları veznenin önünde yere gelişi güzel yayıldı. güvenlik görevlisi şaşkınlıkla bakıyordu parçalara. güvenlik görevlileri zaten güvenlik dışındaki her şeye vakıftı. kırılan çekin yarattığı derin sessizlikle irkilmişti bankanın içi. banka müdürünün "ne oluyor orada" nidasıyla sssizlik ortadan ikiye ayrıldı. ve artık kırılan çek değil sessizlikti. herkes bir nanosaniye duraksadıktan sonra sanki çek hiç kırılmamışçasına işlerini yapmaya devam etmeye başladı. ve herkesin aklına işten çıkış saati bütün ağırlığıyla yeniden oturmuştu. saatler geçmek bilmezken akreple yelkovan aynı hatta çalışan minibüsler gibi telsizle her an haberleşiyorlardı sanki. 4 numaralı gişede bir stresli çalışan var al onu al? diyordu belki akrep yelkovana değnekçilerin zamanı olmuştu artık geçişken akımlı boyutlar. alacakaranlık yaklaştıkça umutlar artıyordu. akşam erken inmiyordu bankahaneye.. ve ayakları prangalıydı pargalı ibrahimin 4 numaralı gişede. belki de bir atm kadar değeri yoktu o'nu aldatan zamanın gözünde.