taksim pano şarap evinde arkadaşlarımla oturuyorduk. karşımda iki arkadaşım vardı. her zamanki şarabımızı söylemiş (vasilaki) ve tabi ki peynir tabağımız ve üzümümüz vardı. çok keyifli bir yaz akşamıydı. karşımda ki arkadaşlarım bir anda buz kesildiler, halil sezai değil mi bu falan diye sürekli konuşmaya başladılar, bana sordular halil sezai değil mi bu diye. tanımıyorum dediğim de dayak yiyecektim.
bu isim hemen sağ çaprazımda arkamda oturuyordu. döndüm ve baktım. tanımıyorum harbiden. kim ya o dedim. 2. kez döveceklerdi. incir reçelinde izlemedik tabi. neyse. döndüm adama ( halil sezai ) abi dedim bunlar senin halil sezai olduğunu söylüyorlar bense senden ateş istiyorum * güldü ve ateşi verdi. sonra biraz lafladık tabi arkadaşlar hemen imza olayına giriştiler. ben tabi adamı hiç tanımadığımdan abi ben senin filmi de izlemedim şarkılarını da dinlemedim ama şu arkadaşlara bakınca cahilliğin büyük rahatlık olduğunu düşünüyorum dedim, bana kendi şarap şişesinden bir bardak şarap ikram etti sonra da arkadaşlara. fotoğraf çekildik.
çok komik bir andı ben zaten batmıştım ama pişkinliğim sempatiye dönüşmüştü.
şuan kendisini elbet dinliyorum ve filmini izledim. başarılarının devamını diliyorum. umarım bu entry okur.