antalya

entry1997 galeri
    646.
  1. bir iki hafta önce tatile gittiğim şehir. yeri hep bende ayrıdır.

    karneleri dağıttığım gibi servise koşmuştum. hatta birkaç öğrencim ben hızlı hızlı yürürken "öğretmenim ödev vermediniz" demek için peşimden yetişmeye çalışıyorlardı. koşar adım gittiğim için yetişemediler. bir an önce köyden çıkıp eve gitmek, valizimi hazırlayıp antalya'ya gitmek istiyordum. dayım bizim aileyi yanına davet etmişti. büyükte yemin etti adam. gelmezseniz vallahi konuşmam vb şeyler.

    eve gittiğimde hemen takımımı çıkarıp günlük kıyafetlerimi giydim. şans bu ya bizimkiler 2 gün sonra gitmeye karar vermişler. yapacak bişey yoktu. kız arkadaşımla mesajlaşmaya başladım. kız arkadaşım bana 500. kez "sen beni kesin aldatıyosun, ben ayrılmak istiyorum" dedikten sonra artık tartışacak gücümün kalmadığını anlayıp yatağıma uzandım.

    2 gün sonra...

    yolculuk vakti gelmişti. üzerimi giyinip bizim pederin emektara atladık. ön koltuğa geçip tableti açtım. telefondan interneti bağlayıp facebook twitter takılmaya başladım. annem oğlum kahvaltıda yapmadın al poğaça ye diyerek arkadan kendi yaptığı poğaçalardan çıkardı. canım annecim. bir bardakta kola uzattı. tableti torpidonun üzerine bırakıp kolayı elime aldım. tam o sırada kola bardağı elimden düştü. yarısı üzerime yarsı yere döküldü. bunu gören tablet "madem kola döküldü neden bende üzerine atlamıyorum" diyerek yere zıpladı. en sevdiğim pantolonum ıslanmış, tabletim kolanın içinde yüzüyordu. ya sabır diyip o sinirle kola bardağını parçaladım. üzerime dökülen kolada işin boknu çıkarmak istermişcesine pantolondan içeriye geçmiş, bokserımın arasına sızmıştı. ana bacı söverek bi 15 dakika geçirmiştim. 4 saatlik yolculuğun ardından antalya'ya gelmiştik. dayımın evine vardık. gözlerim kuzeni arıyordu ama yaşıtım olan kuzenim ortalarda yoktu. işteymiş. 3 gün gelemeyecekmiş. daha boktan bi tatil olamaz heralde diye düşündüm. kız arkadaşım o gün bana 983. kez sen beni kesin aldatıyosun mesajı çekmişti.

    yapacak hiç bişey yoktu. evde dayımın bel ağrıları muhabbetini, yengemin doğum hikayelerini dinlemek istemiyordum. hele buna bir de babamın kamyoncu muhabbetleri eklenince sıkıntıdan patlayacak gibi oluyordum.

    çıktım. yalnız yürümeyi severdm normalde ama antalya da yalnız yürümek kadar sikko bi durum yok. herkes koluna kız arkadaşını takmış ya da en yakın arkadaşlar birbiriyle gırgır muhabbeti yaparken yanınızdan geçerken içiniz sızlıyor emin olun. onat caddesinde yürümeye başladım. oradan dönerciler çarşısına uzandım. o sırada karşıma bir hamburgerci çıktı. dükkanın adını vermek istemiyorum ama şu sikko uluslararası şirketlerden birisi. ulan dedim ne zamandır hamburger yemiyorum. girip bi hamburger yiyim. saatime baktım. akşamın 9 uydu. içeriye girdim. kasada başını önüne eğmiş bi kız duruyordu. arka mutfaktada bi erkek eleman. kız kafasını kaldırıp "buyrun hoşgeldiniz" dediği anda gözlerinin içine kilitlenmiştim kızın. dünyanın tüm güzel çiçeklerini ve tüm tatlılarını bir araya getirip üzerine birazda tarçın ekleseniz ve bu eseri bi insan haline dönüştürseniz belki biraz bu kızın güzelliğine yaklaşabilirdiniz. dükkanın ortasında sığır gibi kalmıştım. derste hiç susmadan 40 dakika konu anlatan ben susuyordum. cevap vermek, şu menüden istiyorum, büyük boy olsun demek istiyordum. ama olmuyordu. cümleler ses tellerimden çıkmıyordu. uzun bi eeeeee çektikten sonra menünün adını söyledim sadece. büyük boy olsun mu dedi. evet manasında kafamı salladım. şu kadar dedi ve fiyatı söyledi. bu sırada gülümsüyordu. anlamıştı sanırım mala bağladığımı. parayı verdim. ama patatesimiz kalmamış dedi. hiç önemli değil dedim. geçtim bi masaya ve uzaktan sürekli olarak onu izledim. aman allahım diyordum. noluyo bana.

    ertesi gün yine yalnızdım. tekrar aynı dükkana gidip o kızı görmek istiyordum. gittim de. bu sefer yalnız değildi. yanında 3-5 eleman daha vardı. çok da yoğundular. beni görünce hemen tanıdı. bugün fazladan patates vericem size dedi. gülümsedi. o glümseyince göğüs kafesimin içinde sıcak bişeyler aşağıya doğru akıyordu. fazldan patatesimide verdi.

    o akşam önceleri sbarro da çalışan bir arkadaşımı aradım. çalışma saatlerini sorguladım ve tahmini olarak kızın çalışma saatlerini çıkarttım. artık iyice yüzsüzleşmiş, hergün çalıştığı yere gider olmuştum. bu arada para stoğum kar gibi eriyordu. bi menü 10 küsür lira amk. 4. gün yine oradaydım. menümü aldım ve fişe bakmak aklıma geldi. fişte kasiyer adı olarak tuğçe yazıyordu. pardon ismin tuğçe mi dedim. gülümseyerek hayır esra dedi(gerçek adı esra değil tabiki.tanınmaması için ben değiştiriyorum). sonunda ismini öğrenmiştim. hemen eve gidip çalıştığı restoranın adresine girdim. personel bilgileri yoktu. google'dan bakmaya başladım.

    antalya (semt adı) (dükkanın adı) (esra) gibi saçma sapan şeyler yazarak soyadını bulmaya çalışıyordum. bulamadım. soyadını neden merak ettiğimi düşünenler olabilir. facebook'dan bulup ekleyecek ve konusacaktım.

    sonraki gün üniversiteden ev arkadaşım mami ile buluşacaktık. buluştuk da. mamiye durumu anlattım. olm boşver falan diye kendini naza çekti önceleri piç. sonradan tamam bugün bendensin diyince itiraz etmeden benle esra'nın çalıştığı dükkana gelmeyi kabul etti. beraber gittik. o gün esra hesaplamalarıma göre saat 23:00 iş bırakacaktı. önce dükkana girdik. o gün makyaj yapmıştı. ne kadar da yakışmıştı ona kırmızı ruj.

    oturup 2 hamburger yedik. dışarıya çıkıp sigara içtik. tekrar dükkana girip 2 dondurma aldık. dışarıya çıkıp tekrar sigara içtik. sonradan tekrar dükkana girip kahve alacağım zaman dükkandaki erkek çalışanların bana "siktir git" der gibi baktıklarını farkettim.

    inat değil mi amk buradayım bakışı attım bende. saat 21 olmuştu. dükkanın dışındaki masalarda oturuyorduk mamiyle. maminin yine her zamanki gibi piçliği üzerindeydi. olm yenge şunun sevgilisi heralde, olm bak bak şu sap senin hatuna yazıyordu vb saçma cümleleri sıralıyordu.

    tam o sırada beklenmedik bir durum oldu. esra restorandan sivil bi şekilde çıkmıştı. hassiktir! ben saat 23'te bekliyordum bu kızı. erken çıkınca elim ayağıma dolaştı. ulan aksi gibi kızda tam karşımdaki masaya oturmuş, sürekli bana bakıp gülüyordu.

    mami napcam olm ben!

    mami uykudan yeni uyanan bir sığır gibi esnedi.

    mami - senin telefonu versene bi sahibindene bakıcam benim arabaya alıcı çıkmış olabilir
    fortheunion -mami sktirtme arabanı olm kız çıktı karşımda oturuyo
    mami- abi seviyorsan git konuş bence
    fortheunion - mami bana bakınız verme ağzına vururum olm acayip heyecan yaptım lan ben

    anlaşılan maminin beni gaza getireceği falan yoktu. tam da o sırada restoranın müdürü çıkıp kızın masasına oturdu. telefonundan birşeyler gösteriyordu. ulan dedim. yoksa bununla çıkıyo olmasın?

    fortheunion- mami olm müdür oturdu lan masasına
    mami - olm adam 26 bin veririm demiş arabaya. vereyim mi sence?
    fortheunion - mami sikecem arabanıda senide. olm bişey de lan. bi sakinleştir beni. ne sikim bi arkadaşsın lan sen.
    mami - kanki bence müdürle çıkıyolar.
    fortheunion - yok daha neler ya. yapmaz olm öyle şey
    mami- ne biliyosun olm? kaç kez konustun kızla?
    fortheunion- evet olabilir lan.
    mami - sen gidip konusmazsan olacağı bu işte.
    fortheunion tamam lan gidip konuscam.

    tam da o sırada müdür kalktı.

    mami - olm varya sen harbiden salaksın.
    fortheunion- neden?
    mami - olm bizim emrah bile (emrah=eski ev arkadaşımız ve kankam) gidip teklif etmişti bi kıza.
    fortheunion - hadi canım sende. o sığır konuşmayı bile bilmiyo lan.
    mami - etti olm. iddiaya girdik. gitti kafede bi kıza teklif etti. emrah kadar olamıyosun amk.

    bunu duyunca kan tepeme sıçradı. zira emrah mami ve ben 1 sene aynı evde kalmıştık ve ne zaman evde birisi bir durumdan çekinse "emrah bile bunu yaptı" lafı söylenirdi. bu bizim için gerizekalılıktan daha beter bi durumdu.

    maminin bana ettiği o ağır küfürden sonra sigaramla telefonumu kaptığım gibi fırladım. esra'nın masasına gitmem 4 saniye sürdü yaklaşık olarak. fakat bir yıl kadar uzundu.

    + fortheunion
    - esra

    +merhaba. oturabilirmiyim?
    -efendim?
    +oturabilir miyim?
    - tabi buyrun. (gülümsedi)
    +ya direk mevzuya gireyim istersen. (ön sevişmesiz seks gibi oldu ama neyse diye düşündüm o anda)
    -(gülümseme)
    + farkındasındır bir kaç gündür geliyorum. açıkcası ilk gün rasgele gelmiştim ama sonraki günler senin için geldim. çalışma saatlerini bile öğrendim esra. ama soyadını ve cep telefonunu bulamadım. bu konuda bana yardımcı olur musun? (evet bu sığırlığı yaptım ve aklımca espri yaptım diye düşündüm.)
    - ya ben pek telefonu şey etmiyorum
    + (şey etmek?) anlıyorum esra. peki soyadını söylesen? facebook'dan falan konuşsak arada?
    - olur. soyadım türker. (soyadını sallıyorum sonra facebook'dan aratmayın boşuna amk)ama facebook hesabımı dondurmustum. sen arkadaşlık isteği gönder ben kabul ederim.
    + tamam. ben kalkıyım o zaman.
    -(gülümseme)
    +kalbim durmadan da gidiyim ben.

    sokak ortasında çükünü gösteren bir deliyi görmüşçesine koştum maminin yanına.

    mami - noldu ret mi yedin?
    fortheunion - yok olm soyadını verdi lan
    mami - afferim çocuğuma da niye kalktın hemen az konuşsaydın.
    fortheunion - olm kalbim 120 attı amk ölüyodum lan. kalk gidelim.

    akabinde kızın adı hemen facebookdan aratılır telefonda. 5 sonuç çıkar. kız bulunamaz.

    maminin arabasına binilir. muhabbet başlar.

    mami - kanki bişe diycemde kızma
    fortheunion- söyle kanki. hiç bişey canımı sıkamaz bu akşam.
    mami - olm ben sana yalan söyledim. emrah o kıza hiç teklif edemedi.
    fortheunion - (dumur) nasıl ya? bildiğimiz sığır yani hala?
    mami - evet. ben seni gaza getirmek için öyle dedim.

    mami fortheunion'u eve bırakır. evde peder, anne, dayı, yenge konseyi toplanmıştır.

    peder - oğlum hazırla valizini yarın yola çıkıyoruz.
    fortheunion - siz ciddimisiniz?
    peder - evet.
    fortheunion - ya baba neden önceden haber vermiyosunuz?
    peder - bağırma sikerim dalağını.

    o gece esra türker yazılır facebook'a. yaklaşık 120 tane esra türkerden sonra doğru olan bulunur ve arkadaşlık isteği gönderilir.

    ertesi gün memlkete doğru yola çıkılır uykusuz gözlerle. facebook 300. kez kontrol edildikten sonra hala esra'nın fortheunion'u eklemediği görülür. 2. günde böyle geçer. 3. de...

    esra hiç bir zaman fortheunion'u eklemez...,

    edit : tam bir hafta oldu lan
    0 ...