28 Ocak 2013 tarihli hürriyet gazetesi röportajında: \"Bizim tutarlılık dediğimiz şey bu dürtüleri tekleştirip insanı homojen hale getirmekle mümkündür ama bu imkânsızdır. Daha doğrusu kendimizi kandırmakla ve yalan söylemekle mümkündür. Bunu her toplum yapar; yapmaya da mecburdur ama Türkler bunun en faşizan, en ideolojik, en hamasi ve gerçekçi olmayan şeklini yapar. Bu yüzden çelişkili olmak bu toplumda aşağılayıcı bir şey olarak kullanılır. Bu toplumun en önemli özelliklerinden biridir bu; doğasıyla gerçeğiyle yüzleşmemek. Gündüz iyi, doğru, güzel ve ahlaklı olan ne varsa giyilir, akşama kadar oynanır, ama gece olup karanlık çökünce kurt adam gibi gerçeği ortaya çıkar. işkence tezgâhları kurulur, güçlüler güçsüzlere, erkekler kadınlara, onlar çocuklara, kısacası gücü yeten yettiğine. Yalanlar söylenir, her türlü zulüm yapılır. Ertesi gün bir kısmını gördüğünüz üçüncü sayfa haberlerinin çoğu geceleri yaşanır, geceleri tasarlanır. Ama ertesi gün hiçbir şey yokmuş gibi yola devam edilir. Çıplak gerçekle ilgilenen herkes bu toplumda çelişkili, anlaşılmaz ve marjinal karşılanır ve toplum bu insanları asla affetmez\". demiş olan bence türkiye\'nin son 20 yılda yetiştirdiği en iyi yönetmeni.