kendinden utanmak. o hissiyat. hatta belki o acı. tarif edilemez o duygu. yüzün kızarmaz o an. o utandığın şeyi yaparken gülüyor, eğleniyor hatta oynuyor bile olabilirsin. o an yapıyor olduklarından, etrafındaki insanlar dahi zevk alıyor olabilir. ama kendinle kalıyorsan, kendinle kalmayı biliyorsan. susabiliyorsan ve sadece düşünebiliyorsan o yaptıklarını, kendinden utanıyor insan.
''neysem oyum, beni kabul eden böyle etsin'' demek değil olay. seni böyle yapan çevredir, insanlardır, havanın kapalı veya güneşli olması bile seni değiştirebilir. yapıyor olduğun şeylerin doğru olduğunu düşünerek de yapmış olabilirsin. ''o an öyle denk gelmiş, söylemişim'' deyip geçiştirebilirsin de. ama ya o yaptıkların bir gün seni gerçekten utandırırsa. ya bunu kendi kendine anlamayıp başkalarının söylemesiyle farkına varırsan. o kişinin karşısında durumun ve hissettiklerin ne olur? o anki utanç her şeyden daha kötü olmaz mı? derler ya hani; ''allah kimseyi utandırmasın.'' ne güzel bir sözmüş bugün anladım.
bugün o yaptığım şeylerin farkına vardım ben. belki olgunlaşmaya başladığım gün bugün. belki daha yenice geçtim o sınırı. bilmiyorum. ama bugün çok utandım. kendi kendime. düşündükçe daha da yerin dibine girdim. gözlerimi her kapadığımda utancımı gördüm. o geçmişteki ben'e gidip ''ne yapıyorsun sen?'' demek istedim. geçmiş geçmişte kaldı, ama gelecek benim geleceğim.