''okul aralarında 3 karde$in dükkanında plakçılık yapıyordum. oraya uzun saçlı ispanyol paçalı insanlar geliyordu. ilk ba$ta komiğime gidiyordu giyimleri ku$amları. ve sonradan bunların devrimciler olduğunu anladım. o kadar sevimli ve o kadar sıcaklardıkiler yani ben hayatımda ilk defa oğlum git $unu getir, lan bunu getir felan muamelesinin dı$ında ''merhaba arkada$, ruhi su'nun plağı geldi mi'' diyen insan olarak ilk kez onları tanı$tım''
''o zamanlar bir sevgilim vardı, balkondan balkona birbirimize bakıyorduk. ba$ka bir $ey de yapmıyorduk. sadece bakı$ıyorduk. özdemir asaf'ın bir $iiri var: ben birini sevmiyordum, o da beni sevmiyordu. bir yerde randevulaştık, ben gitmedim, o da gelmedi...''
''insanlarla bir türlü ileti$im kuramıyordum. ''onlar gibi konu$maya çalı$ıyordum''(hani $u $ırpıntı kızların kro diye hitap ettiği insanların dönemi); mesela terziye gidip onlar gibi pantolon diktirmeye felan ba$lamı$tım, terzinin yaptığı pantolonlar üzerimde uymadığını görüyordum. onlara yakı$ıyordu bana yakı$mıyordu. onlar saç uzatıyordu, ben de uzatmaya ba$lıyordum ama malatya'daki devrimciler gibi güzel olmuyordu.''
''babam emlakçıda çalı$ıyordu. gider uzaktan bakardım, emlakçının arabalarını yıkardı. içimden hep $eyi söylüyordum kendi kendime bir gün bu emlak dükkanını sana alacağım.''
''sonra onlarla yava$ yava$ tanı$maya ba$ladık. onlar benim gibi konu$maya ba$ladı, garda$ nerelisin gelek gidek diye; ama ben onlar gibi konu$amadım.''
ölümüne çeyrek kala artık bu üstümde uygulanan oyunlar bitsin demi$ti belgeselinde. kızlarımı, karımı özledim diyordu. haram bana $arkısını her dinlediğimde gözlerim dolar:
'' Lan gardaş bu nasıl yara
Kanar her yerinden
Dövülmüşüm sövülmüşüm kovulmuşum ben
Hastir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
Çeker giderim.'