öykülerinde evet hiç okumayanların da bildiği kadarıyla insani durumların bazı kesitlerini kağıda döker gerek geniş bir zamana gerekse de dar bir zamana yayaraktan...
bir de öykülerinin zeminini oluşturan yapının altındaki kılcal damarlar görülmesi gerekenlerdendir; örneğin ''hışt hışt'' öyküsündeki 'çağrılmayan yakup'u, ''mahalle kahvesi''deki sakinlerin çok küçük bir soruyla nasıl da bir saatli bomba sessizliğine dönüşmelerini... ve daha bir çok şeyi.
kalabalıkların o babadan kalma trajedisini sıradan insandan yola çıkarak, onun ruhunun dehlizlerine girerek, göz kapaklarımızın içine bir dağ gibi yerleştirir. o(,) trajedinin çekirdeğini, minesini ortaya çıkarır.