çıkan kriz ile faydalı bir yazı. birebir sözlük'ten değerli bir yazarın konu ilgili yazısı.
hiçbir şart altında hukukçu kimliğinden taviz vermediği, anayasal hukuk düzeninden zerre kadar şaşmadığı o günlerde pek bilinmeyen cumhurbaşkanımız sn sezer'e o günkü hükümetin ilk başlarda şöyle bir bakış açısı vardı: "kendisini biz seçtirdik, nasılsa minnet borcunu her dediğimizi harfiyen yerine getirerek öder, ne de olsa bürokrasi ahbap çavuş ilişkisiyle yürümüyor mu?" çok geçmeden, memurlar kararnamesi olarak bilinen, kamuda mevcut personelin bahaneyle bir kulp takılarak işten atılması ve onlardan boşalan kadrolara kendi adamlarını yerleştirmeyi hedefleyen, kanun hükümündeki kararnamenin onaylanması konusunda, sn cumhurbaşkanı; hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz vermeyen kişiliğiyle büyük bir hukuk dersi verdi ve kararnameyi iki kere veto etti. türkiye'de alışılagelmiş bir durum değildi bu, nerdeyse ilk kez bir cumhurbaşkanı; "verdimse, ben verdim." veya "benim memurum işini bilir" demiyor, hukuk diye direniyordu. herkes şaşkındı ve birileri de baltayı taşa vurduklarını yeni yeni anlamaya başlamışlardı ki, 2001 anayasa kitapçığının fırlatılma değil, alın da okuyun, ne yazıyor önerisine, daha önce yasa ve hukuktan habersiz kişilerin vermiş olduğu anlamsız tepkiyle, etkisi hala devam eden ekonomik kriz patlak verdi. kriz zaten vardı ve bir şekilde maskeleniyordu. böyle aleni ortaya çıkması çok iyi oldu. çünkü, babadan kalma politikacılar, köhnemiş politik anlayışlarıyla siyaset tarihi müzesinin yolunu tuttular.umarım, orda mesut ve bahtiyarlardır şimdi. onların gidişiyle yeni ve geri dönüşü mümkün olmayan bir süreç başladı ve herşey hızla iyiye doğru gidiyor. karanlıktan ve yoksulluktan nemalananlar dışında kimsenin pek bir şikayeti de yok bu hızlı büyüme gelişmeden . cumhurbaşkanımızın alın okuyun dediği anyasa bu günleri sağladı bir ölçüde. takvimler, 2001'in şubat ayını gösteriyordu, günlerden çarşamba..