mutsuzluk

entry793 galeri
    311.
  1. gecenin bir vakti boğaza düğümlenen tükürükler habercisidir. yutkunmaya çalışırsın, yutkunamazsın... nefes almaya çalışırsın, onu da yapamazsın... sebep ararsın, bulamazsın... gözden süzülen bir damla yaş eşliğinde maziyi hatırlarsın biraz biraz. sonra bir damla yaş, beş damla olur... sonra o beş damla on damla olur ve artar gider böyle. bir bakmışsın ağlıyorsun karanlık odanda tek başına. hele birde aylardır ağlayamıyorsan sanırım içine fazlasıyla şey birikiyor. atmak için fırsat kolluyorsun, gecenin karanlığında aklına gelen iki güzel şey de buna vesile oluyor.

    maziyi hatırlayıp sarınca dört bir yanını mutsuzluk, geleceğe de bakamıyor insan. hani bakıyor da uzu bucağı görünmeyen daracık bir tünelin içinde hareket etmeye çalışıyorsun gibi... bakabildiğin şekil anca bu kadar oluyor. tünelden çıkmak için çabalarken elde ettiğin tek şey umutsuzluk oluyor. giderek artıyor umutsuzluk gelecek için. anlatamıyorsun kimseye ama, daha doğrusu anlatmaktan kaçıyorsun kendini, hayatını. bildikleri de o klasik buz dağı muhabbetinden öte değil. seni sadece gösterdiğin kadarınla tanıyorlar, öyle biliyorlar. "anlat" dendiğinde de beceremiyorsun, yapamıyorsun kendini anlatmayı. anlatamadıkların birikiyor, birikiyor, birikiyor... yumruk kadar kalp bir bakmışsın kocaman olmuş. kocaman olmuş ama büyürken de içten içe taşlaşmaya başlamış. sanırım benim saçma sapan bir hayatım olacak gelecekte. birini çok sevmeyi isteyip bunu bile beceremeyen bir adamın hayatı ne kadar güzel olabilir ki? ne yaptığını, ne yapacağını bilemeyen bir adamın hikayesi de ancak üç nokta olur herhalde. ne olacağı meçhul...
    0 ...