sözlük yazarlarının itirafları

entry163282 ↓ galeri ses32
    63323.
  1. baştan uyarıyorum biraz uzun olucak..

    tesadüfen tanışmıştık, kısa zamanda gelişmişti her şey. konuştukça, paylaştıkça, düşüncelerimizin %99'unun aynı olduğunu gördükçe daha bir heveslendi iki taraf. ağır başlı, efendi birisi olmamdan, söylediğim sözlerden ve hareketlerimden ola ki güven vermiştim kendisine. kısa süreli, bir bütün olunmayan ilişkilerden haz etmediğim için, kendi kendime uzun zaman sonra aradığım kızı buldum sanırım diyordum; hem görüşlerimiz ortak hem fiziksel olarak güzel en önemlisi de çok önem verdiğim ve olmasını hep istediğim inci gibi dişleriyle insanın içini ısıtan, eriten bir gülüş; işte bu! etrafımdan gördüğüm üzere, üniversitede bir zaman sonra öyle bir kişiyle tanışılır ki onunla evliliğe gidilir ya, işte ben de o ruh halindeydim. neyse, kız tarafından sadece bir hoşlantıysa hiç olmasın denildi erkek de ciddi düşünen biri olduğu ve hiçbir ilişkisine "bir gün bitecek" gözüyle bakmadığı için öyle olmadığını belirtti. zaman geçtikçe karşılıklı uzun vadeli planlar yapıldı. kız, erkeğin ona bir hediye olduğunu düşünüyordu ve bunu belirtiyordu.
    erkek de bunları duydukça, gördükçe seviniyordu ve kafasındaki O'nu bulduğunu düşünmeye iyiden iyiye başlamıştı ki böylece durumu ailesine anlattı, yakın zamanda gelip tanıştırmak istediğini söyledi. olumlu cevap alınmıştı..
    bu sebeple (bkz: değer verdiğini belli etmek) malesef gerçekleşemedi.

    apaçık söylemek yerine dolaylı yoldan anlatmak istiyorum. ortamda burç muhabbeti yapılınca söylediğimde korkulan gözle bakınılan bir burcun erkeğiyim ki sevdiği insanı oldukça sahiplenen, kıskanan, sevdimi tam seven, son derece sadık ve sevginin sadece lafla gösterilmeyeceğine bundan dolayı da hissettirilmesinin gerekli olduğunu düşünen birisiyim. pis ve kötü anlamlarda demiyorum bunu bazen elini sımsıkı tutmak, içine almak istercesine kişiye sarılmak vs bunun gibi şeyler. ama gel zaman git zaman, zaten karşı taraftan az gelen bu his, yerini git gide hiç olmamaya bıraktı. bunun yanında sivri sivri, allah ne verdiyse düşünmeden kalp kırıcı konuşmalar..ben böyleyim işini gelirse imasındaki laflar.. insanın normalde bile konuşmalarına dikkat etmesi gerekirken, sevdiğini söylediğin insanla konuşurken nasıl dikkat etmeye çalışmaz anlamıyordum.. içe atıldı ama bir zaman sonra dayanılamadı ve patladı.. erkek bundan şikayetçi olup durumun düzelmesini istese de karşı taraf bunu hiç düzeltmeye çalışmadı hep kendi açısından baktı olaya.. ortada biz kavramını hissetmemeye başlamıştım uzun zamandır. düzeltmek için herhangi bir şey yapmadığı halde onun da bundan şikayetçi olmasına anlam veremiyordum. söylemeyi unuttum ara ara "çok erken oldu her şey" deyip duruyordu ki ben hep göz yumuyordum, duymamazlıktan geliyordum.
    onu görmek için bölüm binasına gittim ve "neden geldin?" diye bir cevapla karşılaştım. normal de bir sn. bile durmazdım ama artık gurur falan hiçbir şeyi önemsemeyip aşağıya inmesini bekledim.
    konuştuk ama sürekli işim var git demeye getiriyordu işi. mesajlarda ters ters soğuk soğuk cevaplar.. sabret dedim kendime ve "acaba beni mi denemeye çalışıyor?" diye düşünmeye başladım. yılmazdım normalde ama öyle bir an geldi ki bardak doldu taştı.. ayrılmaya karar vermiştim artık ama yine de bana ola ki "dur, gitme sorunlarımızı halledelim" deme ihtimaline karşı vereceğim cevapları bile düşünmüştüm.. ayrılmak istemiyordum ama beni işi bu boyuta taşımaya mecbur bırakmıştı..çünkü iştahım kesiliyor, ders çalışamıyor, uykusuz geceler geçiriyordum düşünmekten, kafaya takmaktan bunlardan dolayı birisiyle yaşlanmak değil de birisi yüzünden yaşlanmaya başlamıştı durum..

    akşam beraber oturduk ve sakin sakin anlatmaya başladım gerçi planladığım tüm konuşma bir anda gitti aklımdan. neyse bir şekilde başından ortasından başladım; uğraştım, çabaladım sonuna kadar inancımı yitirmedim ama ben yapacağımı yaptım elimden bu kadarı geliyor.. bunu ilk defa kabul etti. yapılabilecek her yolu denediğimi, elimden gelen her şeyi yaptığımı biliyordum ama anlaşılmadığını sanıyordum. bunu dediği zaman gerçekten içim rahatlamıştı, birden sırtımdaki yük hafiflemişti sanki.. bana kafasının karıştığını, benim çok taktığımı ve kendisinin öyle olmadığını (en başından beri sorun buydu zaten), aramızda iki yaş vardı o üniversiteye yeni gelmişti bu iki sene çok farkediyor diye düşünüyordu ( zaten ben de bazı şeyleri göremiyor farketsin diye bu kadar uğraştım ama başta hoşuna gittiği olgunluğum, ileriye yönelik ciddi düşüncelerim bir zaman sonra ona fazla gelmeye başlamıştı ki bunlar oluyordu.. ) ortak yönlerimiz var ama bu başka insanlarda da olabilir dedi ( konuşmanın sonunu bitti artık olayına getirmemek için bahaneler arıyordum, istemeye istemeye konuşuyordum) ama bunu dediği an artık kendime yediremedim ve hakkımı helal ettiğimi, sevgimden dolayı yaptıklarımdan hiç pişman olmadığımı söyledim ve kalktım. "Allah'a emanet ol" dedim şaşırdı ve kızgınlıkla gitti. ayrılmıştık artık.
    sağda solda terkedildim dediği lafları epeyce kulağıma gelmeye başlayınca akabinde o gece oturup içimden ne geçiyorsa, kırmamak için içime attığım ne varsa hepsini yazıp anlattım; beni buna yapmaya onun mecbur bıraktığını.. terketme olayı için o uzun uzun yazının sonlarında şunu yazmıştım ;

    -kimdi giden kimdi kalan
    aslında giden değil
    kalandır terkeden
    giden de bu yüzden gitmiştir zaten..

    1-2 hafta sonra tekrar kötü bir vesileyle biraraya gelip konuşuldu. araya "beni özledin mi?" lafını sokunca kafamı karıştırmıştı tekrar. verdiğim o kesin kararları çatırdatmak için yapıyordu sanki. etrafta kötü niyetli birçok insan olduğunu bildiğimden, seni allah'a emanet etmiştim ama bundan sonra bana da emanetsin dediğimde gözlerinin içi gülüyordu. yanında olacağım, yanımda olmanı isterim dediğimde kabul etti içtenlikle. birkaç gün sonra benim kafamda çok güzel düşünceler varken bir sevinçle yanına gittim ve anladı ne olduğunu ki tekrar başlamayı düşünüyorsan ben istemiyorum, kişiliğinden dolayı sana değer veriyorum ama seni sevmediğimi farkettim; sevgi çok büyük önemli bir şey ki senin de kısa zaman da o dediğin kadar sevdiğini zannetmiyorum dedi. şok olmuştum, inanamamıştım.. bundan sonra da yapacak hiçbir şey yoktu zaten ve yolun sonuydu.

    aynı yerde kalıyoruz, çay içmek veya yemek yemek için aşağıya indiğimde illa ki karşı karşıya, göz göze geldiğimiz, denk geldiğimiz zamanlar oluyor. ama ben kafamı çeviriyorum bunu yapmak zorundayım.. yüzü asık görüyorum, belki de onca yaptıklarıma rağmen böyle bir durumu haketmediğim için nefsim ondan gelecek pişmanlık haberini bekliyor..neler kaçırdığını farkettiğini anlamasını..

    "bir gün; bir vezir bir prensese aşık olur, prenses vezir eğer onun kapısının altında 100 gün boyunca hiç kıpırdamadan beklerse onunla evleneceğini söyler. adam beklemeye başlar, yağmur yağar, kar yağar, güneş doğar, güneş batar, yılmadan bekler adam ve 99. gün adam kızın penceresine bakıp çeker gider.
    o vezir işte o vezir aşka aşıktı ,ve 99.gün sonunda gerçeğe erişti, yani kendi gerçekliğine..."

    belki güzelliğe vurulmuştum..
    belki sevmeyi seviyordum, belki birkaç yıl sonra tekrar içimde sevgi tohumlarının yeşermesiydi hepsi bunu bilemiyorum.. tek bildiğim; hisler gerçek olsaydı ayrılık olmazdı; ayrılık olmuşsa geri dönüşü de olmaz artık..
    8 ...