hayatım boyunca en çok seni sevdim. kaç kız arkadaşımdan ayrıldım senin için. gençliğimi verdim, 6 ay spordan men cezası aldım, 3 yıl denetimli serbestlik. senin peşinden gelebilmek için gerektiğinde yemek yemedim kenara para koydum yine de geldim. seni sevdiğim için hayatımda bir kez bile pişman olmadım. 5. büyük değil tek büyüktün benim için her zaman. şampiyon takımı tutmadım ben hiç, kupalara tapmadım sadece seni sevdim. tuttuğum takımı şampiyon yaparak fazlasıyla aldım karşılığını. bir gün bile pişman olmadım seni sevdiğim için. orta okulda bilgisayar dersinde hoca serbest bıraktığında arkadaşlarım 3 büyütülmüşlerin sitesine girerdi ben seni arardım google da. anlayamazdı arkadaşlarım beni dalga geçerlerdi. ben umursamazdım onları, onlar için önemli olan başarıydı kupaydı. ben hep yeşil beyazı sevdim. ikinci ligdeyken de şampiyonluğa giderken de bir ayrıydı seni desteklemek. hele hele şampiyonluğa güderken hiç kolay değildi benim için sonuçta ilk defa şampiyonluk görecektim. fikstürü ezberledim, hafta sonunun gelmesini iple çektim. her galibiyetten sonra daha da yaklaştık mutlu sona. istanbul'a peşinden 40 000 kişi gelince bir kez daha anladım şampiyonluk falan o kadar da önemli değildi. hiç umudumu kaybetmedim, şampiyonluğa inanıyordum ama olamasanda hiç önemli değildi. öyle mutludum ki o sene şampiyonluğun canı cehennemeydi. günlerden 16 mayıstı, istanbul' dan arkadaşlarım arıyordu. şampiyonluk kutlamalarına başlamışlardı maçtan saatler önce. aklıma 2 avans verdiğimiz kadıköy deplasmanı geldi, o zaman da erken sevinmişlerdi. umursamadım ben onları, maçtan sonra görüşürüz dedim kapattım. maç saati yaklaştıkça bir tuhaf oluyordum. bursa'ya sığmıyordum sanki. stadın yolu bile aklıma gelmedi o gün. yoldaki yeşil beyaz sevdalılarını takip ederek geldim stada kadar. beşiktaş jimnastik kulübü maçı olduğu için acaba bir olay olur mu diye düşünüyordum bir yandan ama böyle bir günde kavga eden olamazdı. zaten beşiktaş taraftarıda alınmayacaktı. bir anda kendimi kapalı kale arkasında buldum. içimi her zaman olduğu gibi bir huzur kapladı. ne zaman orada olsam sorunlarımı unuturdum zaten yine unuttum. maç başladı sonra 1-0 derken 2-0 oldu. kimi ellerini açmış dua ediyordu, kimi namaza durmuştu. herkesin tek bir dileği vardı. bir yandan da kadıköyden haber bekliyorduk. nihayet bitti bizim maç. yaklaşık 1 dakika sonra fenerbahçe'nin maçı da bitecekti. bekliyorduk bitmesini ama geçmedi, o 1 dakika bir türlü geçmedi. sessizlik vardı statta, ürkütücü bir sesizlik. 60 saniye geçmiyordu bir türlü. derken bir ses geldi "bitti" diye bağrıyordu biri. o andan sonrasını hatırlamıyorum. hayatımda hiç ağlamadığım kadar ağladım. şampiyon olamasak o kadar ağlamazdım. tribünde herkes sarmaş dolaş olmuştu. sonra bir an sahada buldum kendimi. şampiyonduk hemde ne şampiyon. kıyamet kopsa umrumda olmazdı o gün. sabahın 7'sine kadar eğlendik. ne yaptığımız hakkında en ufak bir fikrim yoktu. şampiyonduk ve doyasıya eğleniyorduk. ertesi gün kupamızıda almıştık çoşkumuz iyice artmıştı ve biraz daha ne olup bittiğinin farkına varmıştık. yaklaşık 1 hafta sonra fark ettim anadolu devrimini. formayı giyip istanbul'da dolaşmanın keyfi bambaşkaydı. köprüye baktığımda yeşil beyaz bayrağı görmek çok güzeldi. yarım saatte bir balkona çıkıp bakardım bayrak hala yerinde mi diye. derken yeni sezon başlamıştı. her sene 21.45'te starda izlediğimiz şampiyonlar liginde bursasporum da olacaktı. o müziği bursa atatürk stadında dinleyecektik. taraftarımızı ve bursamızı dünyaya tanıtmak için önemli bir fırsattı. şampiyonlar ligi maçları öncesi geceleri gözümü bile kırpmadım. heyecandan uyuyomuyordum, kafamda maçların kritiğini yapıyordum. ilk maça çıkmıştık ve süper bir atmosfer vardı. skor tatmin etmedi belki ama atmosfer yetti. 6 maçtada futbol adına ortaya pek bir şey koyamadık ama hiç önemli değildi. orada olmanın mutluluğu yeterdi. 3-0 gerideyken bile takımıma sahip çıkmanın gururu bambaşkaydı. zaten ertesi sene reklam filmlerine konu olmaya başlamıştı taraftarımız. atkı şovumuzu herkes görmüştü. manchesterın deplasman videolarını çeken elemana "hayatında unutamdığın deplasman hangisi?" diye sorulunca cevebı beni hiç şaşırtmadı. bursaspor taraftarını unutamadığını dile getirmişti. belki futbolumuz yetersizdi ama taraftarımız her şeye yeterdi. şampiyonluktan sonra iki sene geçmişti. ben yine imkanım olan her maçta seninleydim. derken bir 16 mayıs daha gelip çatmıştı, hemde türkiye kupasında final vardı bu sefer. türkiye kupasınıda görmek nasip olabilirdi. kupa tarihinin en pahalı biletini alıp ankaraya doğru yola çıkmıştık. yolda hala eskişehir maçında yaptığımız makaranın geyiği dönüyordu. tarih 16 mayıstı ve bir kupa daha geleceğine inanıyorduk ama olmadı bu sefer. canın sağolsun dedik, 4-0 gerideyken bile başta rakip takım taraftarına ve bütün türkiye'ye tarftarımızı izletip alkışlatmıştık. kupayı alamasakta gururluydum o gün. dünyada kimsenin yapmayacağı şeyi sayende yine biz yapmıştık. bir kez daha tribün dersi vermiştik. o gün başka bir takımın taraftarı olsa takımından soğurdu ama ben daha da ısınmıştım sana. anlamıştım neden tek büyüğün sen olduğunu bizim için, başım yine dikti sayende. belki nasip olur o kupayıda kaldırmak, sen kupayı kaldırırken atkı açabilmek. sonra bir twente maçı geçti başımızdan. seni deplasman tribününden destekledim ilk kez. bilet bulamamıştım bu sefer sonra uefa izin verdi de deplasman tribünü biletleri satışa çıkmıştı. bu sayede yine yanında olabilecektim. MCCLAREN maçtan önce "bursaspor taraftarının sesini kısacağız" demişti ama bizim taraftarımızı tanımadığı belliydi. ertesi gün avrupa basını avrupada böyle bir taraftarın olmadığını yazıyordu. 3-1 kazanmıştık ve büyük ölçüde turu geçtiğimize inanıyorduk. rövanş maçında anladık ki hiçte öyle değilmiş. merinosta toplanıp izledik maçı, bizi duymadığını bildiğimiz halde tezahüratlar düşmedi dilimizden. maç sonu istediğimiz olmamıştı, 3-1'den turu vermiştik. o gece yine uyumadık, böyle olmamalıydı.
bu gün ise akhisar maçında iki puan bıraktık. yine peşinden geldi bursaspor taraftarı, sığmadı o tribüne taştı. ben gelemedim bu sefer ama olsun yalnız değildin yine de. seni seven yüz binlerce insan vardı. yediğinden içtiğinden kesen, sırf seni yalnız bırakmamak için kenara iki kuruş para koymaya çalışan insanlar peşindeydi. bu gün yine geldi o insanlar ve yine gelecekler her zaman. seni sevmekten asla geri kalmayacakalar. bu maçta unutulup gidecek elbette ama o insanlar, sana gönül verenler. hak etti mi bugün bu oyunu? binbir zorluk içinde oraya gelen insanların hiç mi hakkı yok. futbolcular paralarını yine alacak, o ruhsuzlar bizim binbir zorlukla kenara koyduğumuz parayı yiyecekler. bu gün biz o kadar üzüldük, kahrolduk ama o ruhsuzların umrunda bile değil. iki golümüzü yiyen tuncay, geldiği günden beri bizi çileden çıkaran vederson, bangura ve daha niceleri. yediğiniz her lokmada bizimde payımız olduğunu düşündünüz mü? ben asla seni 3 puan, başarı, kupa, şampiyonluk için sevmedim. bunun için seni sevenide sevmedim. bir ruhun olsun, oynadığın oyun keyif versin yeter bizlere. kendi şehrimizin çocukları terletsin o formayı, onlar hata yapsın katlanması inan daha kolay. kirli futbolun döndüğü bu ligde ki tek temiz takım olan seni desteklemek; biz bundan asla vaz geçmeyiz. senin yeter ki ruhun olsun. bu maçta iki hafta sonra unutulur gider, uğruna peşinden gelenler çoktan canın sağolsun dedi bile. sen sadece bursaspor gibi bursaspor ol bize yeter. biz yeşilinle beyazını sevdik gerisi boş.