Nazif kara'nın, kendisinin iki katı ve çok daha genç hasmını, kedi yavrusu tutar gibi boynundan tutup yere diz çöktürdüğü dizidir.
eh ulan insaf be. bu kadar boktan bir sahne hayatımda görmedim. diziyi beğenerek takip ediyorum fakat bu sahne neydi arkadaş ya. zorla soğutmayın insanı bu güzel diziden ey yapımcılar.
şaşkın şaşkın baka kaldım. böyle abuk bir sahne daha görmedim hiçbir filmde.
o adam, nazifin boynuna uzanan eliyle birlikte nazifi bir itse, nazif bundan sonraki yaşamında kaşıkla beslenecek iken, nasıl bir saçmalıktır bu kardeşim?
adamın daha eli uzanmıyo çam yarmasının boynuna. deli fuat karakteri o anda kuvvetli bir osursa, kalp sektesi geçirecek halde olan nazifin hareketi, adeta "atma nazif din kardeşiyiz" dedirtecek boyuttaydı.
yuh amına koyim ya. çok saçmaydı. spor salonu işleten adamın revolver yani toplu silahla tek kurşun ile öldürülmesi anında, bir defada 2-3 mermi boşaltan bir yarı otomatik tabanca sesi çıkarmasıda ayrıca güldürmüştür.
ulan bulamadıysanız ben verirdim size bir toplu tabanca ses dosyası.
türk dizi tarihinde gördüğüm en saçma sahnedir nazif ile deli fuat'ın, hapishane avlusundaki o saçma düellosu.
siklet farkını, yaş farkını, güç farkını göz önüne alırsak, kratos karakterine benzettim nazif'i. kratosda on gökdelen boyutundaki tanrıları takır takır indirir ya o saçma sapan oyunda. hah işte aynı o şekil olmuş nazif ile fuat'ın sahnesi.
biraz abartı olur ama bu abartı olmamış sayın yapımcılar; bu abartının, zamına koyulduğu an olmuş.
onun dışında bergüzar korel ne güzel gülümsüyor yahu. çok yakışıyor o'na gülmek. her insana yakışmaz mesela. güldümü iğrenç olan insanlar vardır. ama bergüzar'a çok çok yakışıyor.
yalnız alnında çıkan ve makyajla zar zor kapatılan sivilcesi unicorn tadı vermiştir az buçuk.
kenan imirzalıoğlu'nu ise, deli yüreğin ilk bölümünden beri takip eden bendeniz, ayakta alkışlıyorum. o'na zaten diyecek hiçbir söz yok.
gülüşüne kurban kenan ağabeyim. keşke gerçek hayatta senin gibi bir ağabeyim olsaydı. her bakımdan tam bir ağabey. bunca yıldır takip ediyorum, hiçbir şekilde kendini bozmayan, ayakta dakikalarca alkışlanacak türden bir beyefendi.
leyla tuğutlu hakkındada birşeyler yazayım; kendisinin güzellik konusunda yarışmalardaki başarıları boş yere değilmiş. ilk defa güzellik yarışması jürileriyle hemfikir olup, seçtiklerini beğendim. ama daha çok çocuk. çok çok küçük. gelecekte olgunlaşıp, yüz hatlarının dahada oturmasıyla bilikte, dahada güzel olacağını düşünüyorum.
küstah bir güzelliği var. gerek mizacı ve gerekse yüzünün anatomik şekli gayet güzel, dizi haricindede çekilmiş tek kaşı kalkık cüretkar bakışları gayet etkileyici fakat dediğim gibi daha çok çocuk.
birde şu küçük nazifi lütfen reklamlarda oynatmayın, programlara çıkartmayın. öyle bir geçer zaman ki oyuncularından osman gibi yapmayın.
nefret ettirmeyin.
bunun haricinde turgut savcıda iyi bir oyuncu gördüğüm kadarıyla. hah birde seneleeeer evvel "seç bakalım" adlı programla tanıdığım, izlediğim erhan yazıcıoğlu'da iyi iş çıkarıyor. gırtlak kanseri idi hatırladığım kadarıyla, atlatmış sanırım. sevindim.
şimdiki yeni yetmeler bilmez. "seç bakalım" enteresan bir yarışmaydı. gerçi şimdiki nesil ne halt bilir ki afedersiniz...