2005 yılında Batman Başlıyor filmiyle başlayan ve 2008de Kara Şövalye filmiyle devam eden üçlemenin son filmi elbette izleyenlerin yüksek beklentilerine cevap vermek zorundaydı. Filmin yönetmeni ve aynı zamanda senaristi olan Christopher Nolan seyircinin bu beklentisi öngörmüş olacak ki aksiyon dolu bir girişle karşılaştık. Görsel efektler, ışık, ses, kısacası filmdeki her şey birbiriyle ahenk içinde görünüyordu. Filmin üç boyutlu olması, son teknoloji kameralarla çekilmesi sayesinde gösterilen çatışma sahneleri seyirciyi içine alıyordu, sanki oradaymışız gibi izliyorduk. Filmin ortalarına doğru bu aksiyon dolu sahneler biraz hız kesse de hikâyenin akışı açısından gerekliydi. Christian Balein oyunculuğuna da değinmeden edemeyeceğim. Daha önce Makinist ve Prestij filmlerinde izlediğim Christian Bale, bu filminde bir kez daha ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu kanıtlamış. Abartıdan uzak, doğallıktan ödün vermeyen ve aksiyon sahnelerinin hakkını veren Bale, benden naçizane tam puanı aldı.
Kimi yönetmenler durmaksızın aksiyon yaparak anlatılan hikâyeyi bir yere bağlamayan amaçsız filmler ortaya koyuyorlar. Ben aksiyon filmlerinin de bir hikâye doğrultusunda yapılması taraftarıyım. Söyleyecek bir sözü olmayan filmlerin, en güzel aksiyon sahnelerini izlettirse bile yarına taşınmayacağını ve unutulacağını düşünürüm. Yönetmen Christopher Nolan, işte bu dengeyi çok iyi kurmuş. Hikâye gereği ortaya çıkan aksiyon sahneleri izleyiciyi sıkmadan filmin asıl mesajını veriyor: Adalet er ya da geç yerini bulur!
Sözün kısası, Batman üçlemesinin son filmi Kara Şövalye Yükseliyor, izleyenlerin de kalbinde yükselmeyi başarıyor. Keşke hiç bitmeseydi dediğim nadir filmlerden biri olarak tekrar izlenmesi gereken filmler listeme giriyor. Batmanin de dediği gibi: Ölümsüzlüğün pek çok biçimi vardır. Biri de bu olsa gerek, insanların takdirini kazanmak