vizyona girer girmez izlediğim film. izlerken leziz buldum filmi, akıp gitti falan. hani hiç sıkmadı değil, bir iki sahne fazlaca dram sosluydu. biraz acıtasyona dayanmıştı o sahneler. biter gibi yapıp tekrar ağlak bir havaya büründürme amacıyla zorladılar. onun dışında rahatsız etmedi. aktı, gitti. ve uzun hikaye kısaca sürdü nazarımda.
kanım ısındı bu filme, hikayeye. nedeni ne diye düşünmüştüm. sanırım hemen onu da buldum. yaşanılan yeri güzelleştirme isteği, eşitlik ve adalet sağlama eğilimi bu ülkede her zaman duvara toslamıştır. hep bir üst mercii vaziyete müdahil olup durumu kendince törpüler. rahatsız olanlar olur. dakika da kominist * ilan edilirsin ve burnun sürtülür. bir nevi devlet- birey çatışmasıdır bu. belki sadece en saf haliyle aşk bağımsızdır ve tanımaz hiçbir şeyi.
yer yer derinlikli değil yüzeysel bir çatışma anlatış stiline ve klişelerine rağmen sinemada izlemek için iyi bir tercih uzun hikaye. iyi vakit geçirmek için birebir. şu bazı zorlama sahneler çağan ırmak 'ın olay yaratan babam ve oğlum sularında gezinse de kabadayı da sırtını şener şen üstata dönen dostlar bu sefer sırtlarını kenan abimize dönseler de edebi eserin dişe dokunur tarafı filmimize de yansımıştır.
bu arada filme binaen belli olmaz hiç mi hiç belli olmaz *
edit: kenan'ın oyunculuğu da hatrı sayılır cinsten.
illa bir puansa 6,5 verdik gitti.
izleyin hoş vakit geçirin.