galatasaray

entry22221 ↓ galeri ses2
    8913.
  1. GALATASARAY umuttur
    yere düşen kağıt bayrağı basılmasın diye kenara koymaktır
    önünden hiç geçemediği okul için “Bizim lisemiz var” demektir
    hiç gidemediği ASY arkasından ”Cehennem yıkıldı” diye gözyaşı dökmektir
    her gün sarı-kırmızı giymek istemektir
    parkta tahtası sarı, demir bacakları kırmızı bir bank gördüğünde mutlu olmaktır
    çağırılmadan yardıma koşmaktır
    Al Bayrağın ardında batan güneştir
    yanan ateştir
    cama asılan bayraktır
    tek başına da olsa haykırmaktır
    tanıştığı anda sevmektir
    “Bizim Üniversitemiz var” diye övünmektir
    Hakkari’de tek göz odada yanan mum ışığıdır
    Brüksel’de café’de maç heyecanıdır
    San Francisco’da sabah 9’da gece maçı izlemektir
    küskünken bile sımsıkı sarılmaktır
    bağışlamaktır
    her şeyini vermektir
    sabah 3 te bilet kuyruğunda beklemektir
    doktora ”peki maça ne zaman gidebilirim” diye sormaktır
    maç bileti bile olmadan Berlin’den uçağa binmektir
    çevreyolunda sabah işe giderken, ASY hizasında kornaya basmaktır
    19:05’te saate gözü takılınca, 4-5 dakika bi daha bakmamak için kıvranmaktır
    bir bakışla her şeyi anlatabilmektir
    Monaco’da sevinmeyi de, ASY’de üzülmeyi de bilmektir
    fikri, irfanı, vicdanı son nefesine kadar hür olmaktır
    öğrendiğini öğretmektir
    yeri geldiğinde sorgulamadan peşinden gitmektir
    tek dilim ekmeği paylaşmaktır
    Asker ocağında sıcak-soğuk su borusudur
    Kalamış’tır
    Edirne’de bir çiçek, Bodrum’da bir bayrak, Şırnak’ta bir halay, Ankara’da bir meşaledir…
    özü sözü bir olmaktır
    Ada’dır
    kayıtsız, şartsız yanında olmaktır
    Kapalı merdivenlerinden çıkınca “evine gelmiş” hissidir
    kayıtsız şartsız ATA’sının izinden gitmektir…
    18 Mart’ta Çanakkale’ye uzanan konvoydur
    namustur
    yaşama sevincidir
    akşam mağlup yatsa bile, sabah umutlu kalkmaktır
    gol anını oğluna anlatmak için Numaralı’dan Teksas’a telefon açmaktır
    sözde değil, özde olmaktır
    yiyemezken, kardeşine yedirmektir
    gülemezken, güldürmektir
    sorumluluk almaktır
    rahatken, rahatsızı düşünebilmektir
    bitmeyen sevgidir
    sonucu umursamamaktır
    kendini hiç düşünmemektir
    engelliyken, engel tanımamaktır
    zeki, çevik ve ahlaklı sporcu yetiştirmektir
    hatırlamak ve anmaktır
    ‘95 doğumlu olup “Taçsız Kral” diye haykırmaktır
    cefasını sürerken de sonuna kadar sahiplenmektir
    kan kusarken, “ben iyiyim, bişey yok” diyebilmektir
    “senin oğlan hangi takımı tutuyo?” sorusunu küfür addetmektir
    sevgiyle öğretmektir
    formadaki terdir
    yelkendeki deniz tuzudur
    havuzun klorunu içme suyu gibi içmektir
    sınırları yok etmektir
    10 Kasım’da Anıtkabir’de, şov yapmadan Ata’sını saygıyla anmaktır
    özür dilemesini bilmektir
    gururdur
    onurdur
    geçici değil, kalıcı olabilmektir
    unutmamaktır, unutturmamaktır
    hatasından dönebilmektir
    hakkını savunmaktır
    kimseye hiçbir şey için biat etmemektir
    “sokakta oynasan, kaldırımdan destekleriz” diyebilmektir
    bir Avustralyalının “ben doğuştan Galatasaraylıyım” demesidir
    almadan, vermek için can atabilmektir
    hak yememektir
    “ben” değil, “biz” demektir
    fatih terimdir
    Baba Gündüz’dür, Baba Özer’dir
    ameliyatlık bacağı bezle sarıp maça çıkmaktır
    sonunu düşünmemektir
    algıda sarı-kırmızı için sonuna kadar seçiciliktir
    geçen 15 yılda rengi solsa bile atamamaktır
    kıyamamaktır
    başka hiçbir şey için gösterilmeyecek sabrı göstermektir
    mucizeye inanmaktır
    mucizeyi tekrarlamaya da inanmaktır
    sevilmeden sevebilmektir
    Kapalı’da 16 dakika boyunca bildiği tüm duaları etmektir
    uğur yapıcam diye 8 değişik tik sahibi olmaktır
    kızını ilk maça götürmektir
    anlam verilemeyen bir tutkudur
    “bu maçı vermeyen televizyonu napim?” diyip, Beyoğlu’nda TV sini 7. kattan aşşağı fırlatmaktır
    Brian Birch’ün yumruğudur
    Derwall’in bilgisi, Mustafa’nın ümididir
    öğlen ne yediğini unutup, 88’deki maçta gollerin dakikasını ezbere bilmektir
    yeri geldiğinde başkaları gülüp eğlenirken, sarı-kırmızıya sarılıp ağlamayı tercih etmektir
    özverili olmaktır
    kopenhag’da maçı beklemektir
    saatlerce deplasman otobüsünde uyuklamaktır
    hiç tanımadığı birini sadece üzerinde sarı-kırmızı var diye “kardeş” gözüyle görmektir
    daha tanışmadan “Ağabey” diye hitap etmektir
    en kötü günde bile, övünerek “Galatasaraylıyım!” diye haykırmaktır

    GALATASARAY …
    3 ...