öncelikle dün amrabat ilk yarının en kötülerinden biriydi. iki iyi orta yaptı onun dışında da gelen her topu daha kontrol etme aşamasındayken kaybetti. skora göre konuşmak kolay tabii, oyuna giren aydın' ın topu direkten dönmese bugün yine süper hocaydı, maçı alan adamdı fatih terim.
ben hocaya her şeyden önce oynattığı futbol için teşekkür ederim. lucescu zamanında gruptan çıkarken, çeyrek final oynarken bile oynanan futboldan mutlu değildik. sahasına kapanan, topu rakibe bırakan ve kontralardan gol arayan bir takımdı galatasaray. örnekse; lazio, liverpool, roma maçları. atılan gollerde en fazla üç kişi vardır zaten.
fatih terim ile birlikte rakip kim olursa olsun rakip yarı sahaya yerleşen, orada top yapmaya çalışan (yapabilen demiyorum) bir takım oldu galatasaray. braga' ya topu ve oyunu hemen hemen hiç vermedi galatasaray. şimdi bazı futbol ulemaları yani skor yorumcuları skora bakıp da eee oğlum adamlar önce niye top oynasınlar ki diyebilir. bu bir görüştür ama benim de futbol görüşüm şudur; sen barcelona chelsea maçındaki barcelona gibi oyna(pozisyon bularak atak oyna) yenil kabul. çünkü o şanssızlıktır. bir kez iki kez olur öyle maç. chelsea ile barcelona o kadrolarla o oyunlarla maç yapsın, 10 maçtan 9' unu kazanır barcelona. biz uefa şampiyonu olurken, 10 kişi kaldığımızda bile hücum pres yapmıştık. ben bunu seviyorum. yok efendim ben skora bakarım diyene de lafım yok o da bir tercihtir ama şu unutulmasın ki o skorlar da yakında gelecektir. galatasaray uefayı alırken 5 yedi chelsea' den. yediği gollere bakın, oyunu hep ileride oynamak isterken yedi o golleri. zola mesela, 30 metreden karşı karşıya kalmıştı kaleci mehmet' le.
kısaca demek istediğim galatasaray doğru yolda. futbol hele de türk oyuncular için sizin hayal ettiğiniz sandığınız kadar kolay sonuç veren bir oyun değil avrupa' da. galatasaraylı bazı oyuncular şut atmaya bile çekiniyor, o derece. bana şimdi profesyonel oyuncular, heyecan dediğin 10 dkda kaybolur filan demeyin. maçı izlerken sizin yaşadığınız heyecanı düşünün, gol yediğimizde uğradığınız hayal kırıklığını düşünün. işte oyuncular onlardan çok daha fazlasını yaşıyorlardır sahada emin olun. ulan pes oynarken bile arkadaşından 2 saçma gol yersen dağılırsın ve seni zor yenen arkadaşın farka gidebilir, hiç mi başınıza gelmedi bu?
tecrübenin de ne kadar önemli olduğunu şöyle anlatayım; hamit ve eboue bu kadar rahat ve iyi oynarken, yeteneklerinden kuşku duyamayacağınız amrabat' ın top kontrolünü bile tam becerememesi sizce tesadüf mü?
fatih terim' in maçtan sonra söylediklerine dikkat etmek gerek;
-amrabat' ı ilk yarı bitmeden neden çıkarmadı diyenler bile olabilir. bana kalsa hiç çıkarmak istemezdim. kazanmak istiyorum çünkü. ama daha çok genç, çok heyecanlanıyor, öğreneceği çok şey var.
-ben hep söylemeye çalıştım, öyle 2 transferle uzay takımı olunmaz. biz ne dedik; gruptan çıkmak başarıdır dedik. sizce bu bizim tarzımız mı?(biz çok daha büyük hedeflerin adamıyız demek istiyor) ama işte burası avrupa, burası farklı ve 6 senedir yoksun burada. o yüzden gruptan çıkmak başarıdır.
-oyuncularıma hep söyledim. avrupa farklı. orada herkesin üzerine koyması lazım. ne zaman basacağız, ne zaman dinleneceğiz, ne zaman topa sahip olacağız tabii bunlar zamanla olacak.
benim hocaya inancım tam, oynattığı futbola da inancım tam. geçen sene şampiyon yaptı takımı bu hoca, üstelik öyle süre filan lazım da demeden derbilerde bile cesur bir top oynattı. kaybedebilirdi de, kaybetmeye yaklaştığı anlar çok fazlaydı ama 3-4 farklı galibiyletler de alabilirdi. tabii bu günümüzd eçok doğru bir oyun dğeil, bu kadar git gellerler oynanmamalı -hele ki büyük maçlar- ama zamanla bu oturacak, elbette yine pozisyonlar verilecek, goller kaçacak, maçlar kaybedilecek... dünyada çıktığı her maçı kazanabilen, pozisyon vermeyen bir takım olmadı ve olmayacak çünkü ama terim' e güvenilirse, uzun yıllar bu takımda kalırsa bu takım her zaman çeyrek finali, yarı finali zorlayan bir takım olacak. ligi zaten söylemiyorum bile, bu takımın başına kim gelirse gelsin bu takım bu ligde elbet şampiyon olur yine. önemli olan avrupa, hedef avrupa.
terim' in geçmişine baktığınızda da tek bir başarısız sezon görürsünüz ki o da 2. galatasaray döneminin ikinci sezondur. olimpiyat çilesi, beceriksiz transferler, yoğun maç temposu ve tecrübesiz, kalitesiz yabancılar... ama 2. terim döneminin ilk sezonu konuşmaz kimse mesela. bir bakın ilk sezon ne yapmış o gaatasaray?
not: ayrı bir başlığa yazmak yerine buraya ekleyeyim; koreografi de müthişti ayrıca. skorun etkisiyle sadece başarıda galatasaray' ın yanında olan bir grup taraftar koreografiye de bok atmış. neymiş sarı lacivertmiş, kaldı ki bunu diyenlerin yarısı da orada avrupa kıtasının sembolize edildiğini fark edememişler bile.