bu ülkenin teknik adamlarının en ileri futbol görüşü, "öne geçersek hemen savunma yapalım ki en azından beraberlik alalımdan" öteye geçmez.
işte hoca bu mantığı değiştirdi. "biz kazanabiliriz" diyebilen ilk türk hocadır sanırım.
şimdi bir anektod var:
yıl 1999, chelsea ile istanbul'da oynayacağımız maç öncesi, ingiltere'de taffarel kırmızı görmüş ve cezalı. muhabir soruyor, hoca cevaplıyor:
- hocam bu maçta taffarel'in kalede olmaması bizim için sorun olur mu?
+ kalemize geleceklerini kim söyledi?
maç sonucu: galatasaray 0 - 5 chelsea.
bakın bu özgüvendir. sonuç ne olursa olsun. galatasaray o yıllarda da her maçta saldıran taraftı. ama hoca o zamanlar bu kadar olgun değildi ve elinde bu kadar atletik bir kadro yoktu.
o yolun sonu malum: 17 mayıs 2000 uefa şampiyonluğu.
ve hocanın meşhur "first of winner" vurgusu. "ilk ben konuşacağım, ben yıllardır bunu beklemişim". işte vizyon dediğiniz şey budur. bu ülke eğer yurt dışında başarılar kazanmaya başladıysa, bunun ilk kıvılcımını çıkartan da terim, ateşi bizzat yakan da terim.
o yüzden fatih terim vs aykut kocaman, fatih terim vs şenol güneş, fatih terim vs eşşeğin tenasül uzvu gibi kıyaslamaların hakikatte hiçbir anlamı yok. bunu bu kıyaslamaları yapan fenerliler de biliyor. o yüzden "adam gibi adam aykut kocaman" safsatasına sığınıyorlar.
türkiye "çirkeflik" ile "saldırganlık" arasındaki ayrımı yaptığı gün futbolda her şey yerine oturacak.