a. 1970 yılında yayın hayatına başlayan yeni asya gazetesi çevresindeki faaliyetleriyle bilinen bu grubun en önemli özelliği siyasetle yakından ilgileniyor olmalarıdır. 12 eylül askeri harekatından sonra yeni asya gazetesinin kapatılması üzerine yeni nesil gazetesini çıkartmaya başlamışlardır.
b. aynı şekilde kendi misyonları doğrultusunda 1990 yılına gelindiğinde, gazete bünyesinde yaşanan siyasi tartışmalar sonrasında bu gazeteden ayrılan mehmet kutluların liderliğindeki bir grup yeni asya adıyla yeni bir gazete daha çıkarmaya başlamıştır.
c. adı geçen grup, gazete çalışmalarının haricinde köprü, bizim aile, cankardeş isimli dergileri de çıkarmakta, kendisine ait öğrenci evleri, özel okul ve şirketleri vasıtasıyla faaliyetlerini sürdürmektedir.
d. anılan grup son dönemde, istanbulda faaliyet gösteren yeni asya ilim kültür ve araştırma vakfı bünyesinde 2001 yılı içerisinde, risale-i nur enstitüsü adı altında bir enstitü kurma girişiminde bulunmuştur. ancak enstitünün herhangi bir üniversiteye bağlı olmaması ve enstitüyü bitirenlere belge verilmemesi gibi sebeplerden dolayı müracaatta bulunanların kayıt yaptırmadığı belirlenmiştir. bunun üzerine yönetim, enstitüyü faaliyete geçirme fikrinden vazgeçmiştir. ancak araştırmalarda bulunacak kişilere yardımcı olmak amacıyla önümüzdeki günlerde ilgili kurumlardan izin alarak araştırma merkezi kurma çalışmasına gidecekleri öğrenilmiştir.
e. mehmet kutlular, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçundan dolayı ankara 1 nolu dgm tarafından açılan dava sonucunda 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırılarak 22 mayıs 2001 tarihinde metris cezaevine kapatılmıştır. bilahare 31 mayıs 2001 tarihinde kırklareli/vize cezaevine nakledilmiştir.
adı geçen şahıs şartlı tahliye yasasından faydanalarak tutuklu bulunduğu kırklareli/vize ilçesi kapalı cezaevinden 21 şubat 2002 tarihinde tahliye edilmiştir.
2 meşveret grubu:
a. mustafa sungur grubu
1. anılan grubun son dönemde yurt dışı eğitim faaliyetleri, risale-i nur basım ve dağıtım çalışmaları ve fethullah gülen benzeri bir yapılanma içerisine girme çabaları dikkat çekmektedir. bu meyanda;
2. adı geçen grup tarafından gürcistan/tiflis ve acara özerk cumhuriyeti/batumda dershane açıldığı
3. grubun rusya ve azerbaycanda dershanelerinin bulunduğu
4. gürcistandaki cami imamlarının yeterli bilgiye sahip olmadığı ve köylülerin islamiyetle ilgili konularda kendilerine danıştıkları
5. azerbaycandaki dershaneye 2001 yılı içerisinde polis tarafından baskın yapıldığı, kitaplara el konduğu, nurcuların tepkileri üzerine polisin kitapları iade ettiği, bu olaydan sonra cemaate katılımın arttığı
6. anılan grubun tacikistan ve çeçenistanda bulunan mensupların, bölgede etkin olan radikal islamcı unsurlar tarafından kitap okumakla müslümanların sorunlarının çözülmeyeceği gerekçesi ile taciz edildikleri belirtilmiştir.
x. anılan grup tarafından ısparta/barlada gerçekleştirilen yurt dışı temsilcileri toplantısında;
1. f.gülen grubu benzeri bir yurt dışı yapılanma modeli uygulanması, bu çerçevede öncelikle yabancı ülkelerde vakıf dernek gibi sivil toplum örgütleri kurulması, akabinde ülkelerin yasaları çerçevesinde öğretim kurumları açılmasına yönelmesi
2. kültür eğitim vakfında bulunan said nursiye ait kitapların yurt dışında basılıp dağıtılmasında elde edilecek gelirin tekrar yurt dışı faaliyetlerde harcanması ve kitapların yabancı dillere çevrilmesi
3. malezya, fas, balkan ülkeleri, rusya federasyonu ve türk cumhuriyetleri gibi ülkelere yaygınlaşan faaliyetleri paralelinde, internette bir mail grubu oluşturdukları ve cemaat haberlerini tek çatı altında toplayarak bir anda her tarafa ulaştırdıkları, söz konusu çalışmanın almanya’da da yaygınlaştırılmasını kararlaştırıldığı tespit edilmiştir.
4. ayrıca anılan kesim, rusyada sürdürülen faaliyetler çerçevesinde, yılda 6 -7 kitabın rus diline tercümesinin yapılabilecek konuma gelindiği, hali hazırda 10 kitabın tercümesinin yapıldığı, bunların sının basıldığı, 4ünün ise basılma aşamasında olduğu, basımı gerçekleştirilen kitapların rusyanın en ücra yerlerine kadar ulaştırıldığı öğrenilmiştir.
bunun yanı sıra mustafa sungur yönetimindeki nurcu kesim tarafından, rusya kostroma şehrinde bedi-üz zaman camii adı altında yaptırılmakta olan külliye inşaatının, 11 eylül eylemleri sonrasında rus yetkililer tarafından durdurulmasına rağmen, rusya hükümeti tarafından söz konusu grubun ılımlı çizgide faaliyet göstermesi ve çeçenlerle ilişkilerinin sınırlı olması nedeniyle cemaatin ülkedeki dershanelerinin faaliyetine izin verdikleri belirlenmiştir. (rusya/kosturma, said- i nursinin 1. dünya savaşı esnasında ruslara esir düştüğünde kaldığı yer olması nedeniyle nurcu cemaatler için önem taşımaktadır.)
5. ayrıca mustafa sungur yönetimindeki meşveret grubu nurcu kesim tarafından, hollandada flemenkçe, almanca ve ingilizce risaleler basıldığı ve halkın islama olan ilgisinin artmasından da istifadeyle kütüphanelere de dağıtım yapıldığı belirlenmiştir. bunun yanı sıra mustafa sungur yönetimindeki meşveret grubu nurcu kesimin, tataristanda bugüne kadar yaklaşık 60 bin adet risale-i nur bastırıp dağıttığı, bu ülkedeki din görevlilerinin söz konusu yayınlara sıcak baktıkları, camilerde imamların risale-i nur okudukları ve vaaz konularını anılan kitaplardan seçtikleri istihbar olunmuştur.
b. mehmet kırkıncı (şura) grubu:
1. bu grup, 1980 yılına kadar yeni asya grubu ile birlikte hareket etmekte iken, bu tarihten itibaren siyasi tercihlerde ihtilafa düşmeleri sonucu bu gruptan ayrılan mehmet kırkıncı tarafından kurulmuştur. söz konusu grup, kontrolündeki vakıflar ve öğrenci evleri vasıtasıyla erzurum, ankara ve adana ağırlıklı olmak üzere çeşitli illerde faaliyet göstermektedir. grubun bünyesinde daha ziyade eski nurcular bulunmaktadır. anılan grubun son dönemde yurt içi yanı sıra yurt dışı eğitim faaliyetlerine de ağırlık verdiği gözlenmektedir. bu meyanda anılan grup, halen rusyanın 125 noktasında risale-i nur eğitimi vermektedir.
2. söz konusu nurcu grup lideri mehmet kırkıncı; müslümanların kutsal bayramlarından devletin haksız kazanç elde ettiği ve bu kazancın devlet yöneticilerinin eğlence masrafı olarak kullanıldığı gerekçesi ile kurban derilerinin türk hava kurumuna ( thk ) bağışlanmasına kesinlikle karşı olduğunu belirtmektedir. bu çerçevede, cemaat mensubu öğrencilerin uyarılarak, aileleri tarafından kesilen kurbanların derilerinin thkna verilmesine engel olmalarını istediği öğrenilmiştir.