bunlar ermeni lobisine karşı büyük bir mücadele veriyoruz masalını türkiye'ye yutturmaktadırlar. oysa ermeni karşıtı çalışma yapmaya başladıkları günden beri abd kongresi ve eyaletlerinde ardısıra ermeni soykırımı tasarıları geçmektedir. zaten, türkiye'nin ermeni sorunu yoktur, olmayan bir sorunla uğraştıklarından çalışıyormuş izlenimi yaratmaktadırlar. türkiye'de ermeni olmadığından, ermeni sorunu da yoktur, olmayan bir soruna karşı mücadele edenlerin esas amacı çıkar, mevki, para, kısaca kendi kişisel menfaatleridir. ayrıca bu soruna başka bir perspektiften bakarsak, acaba ermeni soykırımı tasarısının abd kongresinden geçip geçmemesi o kadar önemli midir? acaba bu "sorunu" biraz da bundan "maddi çıkar elde eden çevreler mi" büyütmektedirler? kiraladıkları lobi şirketlerine yoksul türk halkının parasını saçmakta, lobi şirketleri ise türkiye'yi yolunacak tavuk gibi görmektedirler. yunan lobisinin en önemli ismi olan andrew manatos'un şu cümleleri gerçekten üzüntü vericidir, ama ne yazık ki gerçektir: "türkiye lobi yapmıyor, sadece kendi halkının parası ile bazılarını zengin ediyor". bunu söyleyen bir yunanlıdır. 1998 yılındaki türk lobi şirketi, daha evvelki senelerde türkiye aleyhine çalışan bir lobi şirketidir. hiç tarihini araştırmadan türkiye'nin lobisini üstlenecek bir kuruma 2.5 milyon dolar verenler, yılın yarısı olmadan aynı lobi şirketinin bir 2.5 milyon daha talep etmesi karşısında bozguna uğramışlardır. oysa türkiye'de 17 ağustos depremi ile hâlâ çadırlarda yaşayan türk halkı, bu yöneticilere lâyık değildir. atatürk'ün ve kurtuluş savaşını verenlerin ve bu ülke uğruna şehit olanların üzerine soğuk su içip, kendi zevkleri için kokteyl verenlerin, henrı barkey gibi ajanları türk elçiliklerine davet etmemeleri gerekir. çünkü orasının parasını yoksul türk halkı vermektedir. türk elçilikleri, türkiye aleyhine çalışanların evi değil, türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının ulusal çıkarlarını koruyan bir müessesedir.
abd yasalarına göre amerikan hükûmetinin önemli görevlerinde çalışanlar, başka bir devletin vatandaşı olamazlar. ya türkiye'de?!. henrı barkey'e davet verenlerin acaba bırakın birinci derece akrabalarını, kendi aile fertleri içinde amerikan vatandaşı olanlar var mıdır? varsa bile ne yapılmaktadır?
türkiye'de türkleri hor gören, azerbaycan'daki, batı trakya'daki, kuzey ırak'daki, çeçenistan'daki, bosna'daki insanları veya diğer türk topluluklarını hor görmesi gayet doğaldır. çünkü kendisi azınlık ırkçısıdır, kişisel menfaatleri herşeyin üzerinde tutan bir parazittir. türk halkı, parazit, hırsız, soyguncu, kendi kültürü ile barışık olmayan yöneticilere lâyık değildir, hele ki tesir ajanı konumundakilere hiçbir ülkenin insanları lâyık değildir.
bu satırlar, türkiye'nin bağımsız bir devlet olduğu iddiası üzerine yazılmıştır. bu iddia yüce atatürk'ün türk ulusuna bir emanetidir".
(not: sayın atilla ongun, türkiye'den binlerce kilometre öteden türkiye'nin acısını yaşamak, abd'den türkiye'yi savunmak buna denir. türkiye'den ya da türk sefaretlerinden abd'yi savunanların, olmayan gurur ve onurları dışında eksiklikleri ya da kayda değer sorunları yok, yalnızca ekonomik fazlalıkları var. diyelim ki bu kategoride bir türk diplomatıysanız, diyelim ki abd dönüşünde emekli maaşına mahkûm olmuyorsunuz, fethullahçılar kendi tv kanallarında sizi derhal danışman (!), etki ajanı konumundaki medya patronları da köşe yazarı yapıveriyorlar... yazık ki yazık!.. çok yazık!..).